Cumartesi, Aralık 30, 2006

veda

Dukkani kapatiyoruz demistim, yanlis oldu, daha dogrusu tasiyoruz olacak.

Bugunden itibaren Eindhoven Havadisleri'nden yayin yapacagiz efendim.

Bekleriz.


04 Ocak, 2007 15:40, Blogger Annelog Atölye boyle dedi...

Umarım ve dilerim ki, yeni mekan yeni yıl yeni ev hepsi herşeyin en iyisini getirir size Deniz. Sevgiler:)

 
11 Ocak, 2007 11:38, Blogger Oya Kayacan boyle dedi...

Yerlesemediniz mi daha?

 
15 Ocak, 2007 11:39, Blogger Mert boyle dedi...

Ne guzel olmus video, yeni evinizde gule gule oturun, baglantinizi da guncelliyorum

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

Çarşamba, Aralık 13, 2006

Ataturk kayalari

Bu kadar zaman yazacam yazacam deyip de bunu nasil anlatmamisim, bugun hayret ettim. Bir suredir gundelik islerimin koli yapmak, paket yapmak, kaldirmak, tasimak, emlakciyla konusmak, mobilya sokmek ve monte etmekten (ikea maceralarimizi bikkinligim gectigi bir zaman yazarim belki, takatim yok simdi) murekkep oldugundan hizla bahsettikten sonra lutfen simdi biraz gecmise, Eylul 2006'ya donelim.

***

Tatilimizin Bozcaada ayagini bitirmis, Izmir'e dogru ilerliyoruz. Sabah on sulari, otobuste cay ve Eti Cin olaylari. Muavin benim Eti Cin'i gorup sevinmeme sevinip bana bi tane daha Eti Cin hediye ediyor. Koray'a dunyadaki butun eticinseverlerin kardes oldugunu soyluyorum, 'secret eticin handshake' diye bisi duymadin mi sen diye zevzekleniyorum falan. Normal haller... Balikesir'in oralarda bir tabela goruyorum. 'Ataturk Kayalari'. Neee? Ataturk Kayalari mi? Bu adamlar kaya ticareti yapiyorlar da dukkanin adini Ataturk mu koymuslar yani? Beni sicak mi carpti, yedigim mi dokundu, hayal mi goruyorum ne lan bu? 'Koraaay bu ne, benim gordugumu goruyor musun?' diye dehsetle soruyorum, biraz da yuksek sesle.

Tam sesimin ikimizin duyabileceginden coook daha yuksek oldugunu farkedip kizarmaya baslayordum ki, 'teyze' yi gorum.

***
Alpay Erdem kadar olmasa da bende de bir 'teyze' fobisi vardir. Kadinlarin belli bir yas, belli bir beden uzerinde olanlarina karsi 'saygi duyar' aninda toz olmanin hesaplarini yaparim. Bu teyze, teyze turunun en tipik orneklerinden biriydi. Leopar desenli bluzu, menopoz yepazesi, mavi boncuklu altin bilezikleri, bitmek bilmeyen naylon torbalari, igrenc torunu efekan'la (atakan, atacan, egekan veya turevleri de olabilir, gecmis zaman, hatirlayamadim simdi) ve siyah cantasiyla ve de odun gibi ayaklarina giydigi simli polarisleriyle. Hani o bildigimiz teyzelerden biriydi iste. Heryerde hergun gorduklerimizden.

***

Teyze benim saskinligimi hemen giderdi. 'Kizim' dedi, (bana birisi kizim diye hitap ettiginde yuzbin boksurat kuvvetinde sinir oldugumu biliyor musun ey sevgili okuyucu? Istersen dene ve gor. Ya da deneme, aramiz bozulmasin) ' O Ataturk Kayalari degil, Ataturk Kayalari Izleme Noktasi' Bos bos baktim tabii, okuzcesine. 'Bak, su kayalara bak' dedi. ' Ayynen ATAMIZ'in profili, bak bak, kaslari, bak burnu, aynen Ataturk.' Bir tur daha bos baktim, Koray'a hiic bakmadim, biliyordum ki goz goze gelirsek dagilacagiz. 'Insanlar geliyorlar burada o tesiste cay iciyorlar, Ataturk'e bakiyorlar, cok guzel' dedi teyze.

***

Aile terbiyesi almis bir insanim allahima sukurler olsun. Teyzenin suratina anira anira gulsem hem o, hem de onun beni aydinlatan coksahaneegitimci hallerini sevgiyle suzen baska bir takim teyzeler o otobuste linc ederdi beni. 'Hmmmmm' diyebildim, gulmeden daha uzun bir cumle kuramayacagim icin. Sonra kendi kendime gaz sancisindan gozlerim yasarmis gibi bir ifadeyle, ses cikarmamaya calisaraktan guldum. Koray'a hic bakamadim bir yarim saat boyunca.

Hani dukkani kapattik kapatiyoruz, bir kere bile Ataturk demedik, oyle gitmeyelim diye dusundum de, onun icin anlattim bu hikayeyi, ne alaka diye soraniniz varsa.

14 Aralık, 2006 15:09, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

"kızım" sendromu bendede var.. ve bana bir kizim diye hitap ettiginde gidip onu oldugu yere gomesim gelir niyeyse sinir oluyorum su lafa...

birde dip not : dukkani neden kapiyorsun orayi algilayamadim..

 
14 Aralık, 2006 15:54, Blogger deryik boyle dedi...

allahım allahım o teyzeyi görmüş kadar oldumm...tüylerim diken diken. yandaki torunun onaylayan bakışları, "ben bile biliyom apla" halleri. kızım'ın ötesi "yavrum / evladım". beni 14 yaşında sandıkları için bu konuşmaların devamı yanıma çöreklenmek şeklinde oluyo. otobüs teyzeleri en fecisi. sedefli, yarısı çıkmış oje. her şeyi bilip her sesi duyarlar. koltuklarını tamamen geriye yatırırlar, yetmez, önündekileri tekmeleyip sürekli muavini çaarırlar. her yedikleri şey hışırdar. tepeye koydukları çanta herkesin hakkını işgal eder, zaten otobüsten inerken de illa yer vermek veya beklemek gerekir.bırr..

ben duymuştum o kayaları da karşısına tesis kurup çay ikramı falan... biraz uç bi nokta olmuş. kaya değil yatır sanki, huşu içinde izleniyo.

koyubeyaza destek: hangi dükkan niye kapansın şimdi durup dururken?

 
16 Aralık, 2006 10:38, Blogger daphnevega boyle dedi...

neden? ne kapatması? hayır :(

 
17 Aralık, 2006 23:35, Blogger Doruk boyle dedi...

Kardeeş, taşınıyor onlar, başka şehre açcekler dükkanı!

 
22 Aralık, 2006 14:50, Anonymous Adsız boyle dedi...

tukan kapaniyor demek...belki de merkez enschede olur da baska yerde subesi olur...tam "cok oldu mu baslayali " diyecektim, meger sonuna yetismisim...

 
27 Aralık, 2006 09:06, Blogger Oya Kayacan boyle dedi...

"Nereye gidiyon gızım?" diye sordu Oya Deyzen...

 
27 Aralık, 2006 10:29, Blogger acicikolata boyle dedi...

kapatma dukkani be

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

Perşembe, Aralık 07, 2006

I'm coming out

Akliniza oyle abuk seyler gelmesin, lezbiyen falan degilim. Ama itiraf etmek istedigim baska seyler var.

Blogumu devamli okuyan insanlar biliyorlardir, ben oyle sevgi kelebegi degilim, olumlu bir insan hic degilim. Yuzum pek gulmez, her zaman ihtimallerin en korkuncuna hazirlanir, insanlarin aslinda kotu oldugunu dusunur, her insanin icinde bir yerde boktanlik yattigina, bunun ortaya cikmasinin an meselesi olduguna inanirim. Boyleyim iste. Ha, sanmayin ki hayatim kimseye guvenmeden, devamli karararak ve mutsuzlanarak her an bir yerden gelecek kazigi bekleyerek geciyor. Yok boyle bisi. Dunyanin bir yerlerinde guvendigim, kayitsiz sartsiz sevdigim insanlar var. Sadece insanlarla bir yakinlik problemim var. Yani var-di. Yani ben yakin zamana kadar boyle dusunuyordum.

Sonra bir sure evvel dusundum de, 'yakinlik problemi' son derece yanlis bir tanimlama. Niye problem olsun ki bu? Niye bu da iletisim sekillerinden biri olmasin ki? Niye herkes olumlu hislerle dolu, iyilik timsali, kahkaha bocekleri olsun ki? Bizim evde de bu islere Koray bakiversin.

Insanlara karsi anlayis, empati ve sevgi dolu olmak zorunda olmadigimi kabul ettigim gunden beri daha rahatim. Hani kuaforun gazina gelip sacinizi hic de tarziniz olmayan bir sekilde yaptirir, sonra adam o kadar emek verdi diye mutsuz mutsuz aynadaki halinize bakar, hizla kacar, eve gelince sacinizi normal haline getirip rahatlarsiniz ya, iste tamm da oyle bir rahatlik icindeyim su aralar.

Genel olarak insanlardan hoslanmiyorum. O kadar. Oh rahatladim.

Anlayis da, sevgi de, empati de, 'kimbilir o da o anda neler hissediyordu ki bana boyle davrandi'lamak da benim uzerime uymayan giysilerdi zaten. Bu kadar eforu bana bok gibi davranan tezgahtara, telefondaki sese, idisinin zibisinin zibisi olan, gormek zorunda olmadigin kisilere, komsulara falan harcamaya hic niyetim yok artik. Denedim, olmuyor. Sevgi kelebekleri, sizi tutmayayim ben, siz pozitif dusunun, benim yanima da cok ugramayin iyisi mi, negatif elektrigimle cemkirmeyeyim size.

08 Aralık, 2006 10:30, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Denizim tamam deidm okudugumda işte icimdekilere ayna tutmus yine.. kutluyorum ve opuyorum dicem ama kizma banada sevgi kelebimisin diye :)

 
09 Aralık, 2006 13:14, Blogger jelatin boyle dedi...

Annem diyor ki hep, sevgili Deniz, "Aman kimselere güvenme! Bik bik. Herkes kötüdür. Bik bik. Erkekler kızları yatağa atmak isterler. Bik. Kızlar kızları kötü yola düşürmek isterler."

O kadar kötü oluyor ki o zaman içim... Kime güveneceğim? Kimin omzuna koyacağım başımı. Ben 20 yaşındayım ve birilerine cidden sarılmaya ihtiyacım var.

Beni kıskanmayan, kötü yola düşürmek / kötülüğümü istemeyen bir kız arkadaş yok mu? Ya da beni ben olduğum için sevecek biri. Bazen bunları düşününce aklım çıkacak gibi oluyor. Amaan. Neyse. Belki de genel olarak insanlardan hoşlanmamak iyi bir şeydir. Ama ben yapamıyorum.

 
11 Aralık, 2006 08:27, Blogger me boyle dedi...

kendin için yapabileceğin en iyi şeyi yapıyorsun bence,fazlaca düşkırıklığın olmaz,insanlardan kaynaklanan mutsuzluğun olmaz.Ama bu bana uymaz,ben bin kere tepeme sıçırmadan rahatlayamayan sevgi kelebeeeeeeeeğim işte.Napiim boşver beni de böyle yaratmış.Bi de aferin Deniz,netsin işte,apaçık,adam gibi yazmışsın 'ben de böyleyim' diyebilmişsin.Ben bunu sevdim.
İy günler :)

 
13 Aralık, 2006 09:37, Blogger Deniz boyle dedi...

Oy inanamiyorum nihayet bir cevap yazacak vaktim olduguna. Baslayalim bakalim:

@ Simal: Pilates isini ben birakali, ondan bildigin fitness+cardio duzenine ordan da tasinma munasebetiyle evde yayilma duzenine geceli cook oldu. Ama yaptigimda (evde kendi kendime yapmama ragmen) acayip faydali oldugunu gormustum. Arkadasim Vera gidiyor mesela yaklasik bir yedi aydir, haftada iki gun, tamam kendisi 32 beden, 41 kilo bir insan ama accayip guzellesti pilates sayesinde, vucudunun sekli degisti. Onun icin ben hararetle oneririm soyle haftada 2 gun falan bir programi. Olsa da ben de gitsem.

@Jelatin: Ben hepimizin icindeki orospu cocugunu, sinir bok suratliyi kabul etmeyi ve gereksiz kisilerle luzumsuzca empati kurmaktan vazgectigimi soyledim. Ama hayat bu, kimseyle iletisim halinde olmadan gecmiyor, insan arkadas edinmek, manita yapmak istiyor, bu yol boyunca da ufak tefek kazalara ugruyor. Ben annenin dedigi gibi bakmadim hic bir zaman ne erkeklere ne kadinlara. Adamlardan bazilarinin derdi yataga atmak ise varsin olsun, kadinlardan bazilari da zaman zaman hic uzatmadan bu tur bir iliski isteyebiliyor ne de olsa, sana uymazsa hay ne hayvanmis der, iki aglar gecersin. Adamlardan bazilari da cunku, baska seyleri de paylasmak istiyor allaha sukurler olsun ki, hala.

Kadinlarin bazilarinin derdi seni kiskanmak dost gorunup arkandan bik bik etmekse, ne yapalim, dunyanin en guzel arkadaslik formu olan kiz kiza 'kizkardeslik' kurumuna yaklastikca kacalim mi? Hayir kacmayalim bence.

Ama iste, butun bunlari yaparken gotumu kollamayi unutmayi sevmiyorum ben, derdim o. Kimseye koru korune, sinirsiz kosulsuz, gel kafama et, yine benim kocamsin/sevgilimsin/arkadasimsin haliyle ilgili sorunlarim var. Mesafe'yi saglikli buluyor, zaten az olan tahammulumu degmeyen kisiler icin kullanmaya karsi cikiyorum.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

Cuma, Aralık 01, 2006

ha bir de

Lauren Weisberger'in gereksiz otesi kitabi Everyone worth knowing'de sayfalarca ve sayfalarca Istanbul'dan bahsediliyor. Kitabin kahramani Four Seasons'ta kalip Reina'da eglenmeye gidiyor falan filan. Nasil oldu da guzide gazetemiz Hurriyet bunu atladi, hayret ettim? Pek severler ya onlar 'X Turkiye'nin hastasi oldu' haberlerini. Ama yook, onlar bugunlerde 'turbanli ama X,Y, Z' formulu uzerinde calisiyorlar.

01 Aralık, 2006 14:13, Blogger celerone boyle dedi...

eh anlatmış anlatmasına istanbulu ama yine aynı teraneyle. aa aynı avrupalılara benziyorlar, ne kadar da normal ve tuhaf. sonrasında da yine tipik "acayip türk, kızlara sarkan türk" sendromu.
Kitap külliyen gereksiz bir kitap, o başka.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

adventscalendar

Bizim Koln'luler usenmemisler, teek teek yirmidort adet pencereyi doldurmuslar, bir de siirler dosenmisler. Mavi yine kocami bastan cikarmak icin tarihin en alkollu adventskalendar'ini hazirlamis tabii, kacar mi?

Daha evvel yeni yil hediyelerimi onceden kacirip bakmak gibi vukuatlarim olmustu cocukken ama bu sefer ciddi tehditlerle karsi karsiyayim, pencereleri vaktinden evvel acmayacagim, soz.

11 Aralık, 2006 01:35, Anonymous Adsız boyle dedi...

ben kucukken bu kalenderimiz(!niye almanca), bu takvimimiz cok fakirdi, cika cika bi resim cikardi, ona da bir hikaye uydurulurdu ki cocuk sevinsin.

Hep dusunurdum neden Ramazan icin yapmazlar diye. Saka gibi ama neden olmasin ki? Belki budistlerin vardir boyle eglencesi..

gecen sene kendim yapmistim, ama icinden cikolata da cikti, banyo sungeri de.. surpriz degil mi, istedigini koy..

selamlar,
B.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

Çarşamba, Kasım 22, 2006

Secim deyince dev otobuslerle beynimizi sikerek ekolu ekolu kotu sarkilarin secime uyarlanmis feci versiyonlarini (hadi bakalim sandiklara/2000li yillara/ 20 Ekim Pazar gunu butun oylar ANAP'a/ Anavatan en basta/ Bu en buyuk yarista/ kosuyor Mesut Yilmaz/ zibizip zibizip -burasini hatirlayamadim- en basta) dinlemeyi, Plastik bayraklardan Sisli'yi gorememeyi, her yerden cikan Mustafa Sarigul'u anlayan bir Turk evladi olarak Hollanda'nin secime gittigini zorlukla farkettim birkac hafta evvel. Eee, oyle sessiz sedasiz kampanyalara pek alisik degilim. Bizim koye de geldi birkac politikaci, hatta 'milli damadimiz' Lagendijk geldi, Turkiye'nin AB uyeligi hakkinda konustu, sokakta yururken elime birkac brosur tutusturdukar, Turklerin hangi adaylari desteklemesi gerektigi mailler yoluyla ogutlendi ama hepsi o kadar. Bi tane bile evde otururken kapimi calan partili yok, bi tek Hollanda Komunist Partisi neden secime girmediklerine dair aydinlatti beni, gonderdikleri bir mektup ile.

Hollandali degilim, oy falan da kullanamiyorum ama merak bu, dayanamadim. StemWijzer'i yaptim. StemWijzer kime oy verecegine karar veremeyenler icin bir yol gosterici aslinda. Soyle ki, testteki cesitli sorulara cevap verip sizin egilimlerinizin hangi partinin egilimleriyle ne kadar ortustugunu goruyor, oy kullanirken dilerseniz bundan faydalaniyorsunuz. Test beni Groen Links'e yakin gordu.

Sorular ise agirlikli olarak sosyal devlet, sosyal devletin kapsami ve yeniden sekillenmesi ile ilgili. Zenginler saglik sigortalarini kendileri odesinler mi? Herseyi devletten mi bekleyelim, peki cocuk parasi ne olacak, yeni gelenlere yaptigimiz sinav nasil bir uygulama, zenginler temel emeklilik maasi da alsinlar mi gibi sorular. Bunu yani sira savunma butcesini az mi cok mu buldugumuzu, AB'de Turkiye'nin yeri olup olmadigini da soruyorlar.

Pazartesi gununden beri TRT-Int de izleyicilerine mutlaka ve mutlaka oy kullanmalarini, oylarini stratejik bir sekilde kullanmalarini, Ermeni meselesini unutmamalarini soyluyor. Cok merak ediyorum gercekten sadece Ermeni meselesi yuzunden tepkili bir sekilde mi oy kullanacak insanlar, yoksa issizlik maasinin dusmesi, kapsaminin azaltilmasi, cocuk parasinin azaltilmasi, gocmenlik sinavi gibi gercek ve gunluk sorunlara karsi en uygun cozumu uretecegine inandiklari partilere mi oy verecekler.

24 Kasım, 2006 15:02, Blogger jelatin boyle dedi...

Yazının ilk paragrafını okurken ben, o Anavatan şarkısının sözlerini müziğiyle söyledim. (sanırım "hadi bakalım kolay gelsin"li Sezen Aksu şarkısının müziğiydi)

Bir de "Haydi şimdi bütün eller havaya"lı bir parti şarkısı vardı. Neydi acaba.

 
24 Kasım, 2006 23:17, Blogger Deniz boyle dedi...

Jelatin, o da ANAPin secim sarkisiydi. Haydi simdi butun eller Anaagggpppa kisminin disinda baska biseyi hatirlayamiyorum ne yazik ki. Bir de o zamanlar Izel'in giye giye moda ettigi siyah ispanyol paca pantolon, kisa gobegi acik ama kollari marul bluz ikilisi aklima geldi, urperdim.

Ayy bir de meshur Izel- Celik- Ercan albumunun kapagi, hani Izel gelinlikli, diger iki ibis damatlikli. Ay ay ay hizla kaciyorum artik.

 
25 Kasım, 2006 03:21, Blogger deryik boyle dedi...

geçenlerde yurdun içi bissürü hollandalı doldu, hayırdır inşallah dedik. oy kullanmışlar galiba, ya da kütüğe mi kaydoldular nedir. bi sessizlik bi sakinlik. yurdun alt katı yahu!

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

Cuma, Kasım 17, 2006

ik ben een blogstek*

*Jaarboek taal 2007 bu kelimeyi kabul etmis, blog yaziyorsaniz, Hollandaca'da bir 'blogstek' siniz artik. Diger kelimelere de bakacagim diyorsaniz, soyle buyurun.

Yazmadigim zaman boyunca ne yaptigimi bosverin. Azicik eli yuzu belli olsun yaptigim islerin, o zaman yazayim daha iyi. Bugun baska birseyden bahsetmek istiyorum.

Eylul ayinda pek sevgili Emrah beyimiz bir sohbet sirasinda nasil bir tuketicisikayetcisi'ne, nasil bir amaonuoyleyapmasanguzelkardesimciye donustugunden dem vurmustu. Ben de yaslaniyorsundur, mesleki deformasyondur deyip gecmistim.

Ayni hastaliga ben de yakalandim son bir aydir. Bu durumun bu vakte kadar ya cok bos vakti olanlara ya da rahatsiz tiplere ozgu olduguna inanirdim. Simdi anliyorum ki bu bir aptal yerine konulmaya daha fazla tahammul edememe haliymis.

Son zamanlarda bana ayrimcilik yaptigini hissettigim icin burs kurumunda calisan bir kisiyi mudurune, benim belgelerimi dogru okumayi beceremeyen kisiyi onun mudurune sikayet ettim. O yetmedi tabii, yanlis paketlendigi icin bir paket filo yufkasini atmama sebep olduklarindan uretici firmaya teessuf ettim, Veet'in agda kutusunun dizayni yalnis diye upuzuuun bir mektup yazdim. Yarin kpn'de isim olmaz ise onlari da siradan gecirmeyi planliyorum. Bitti mi, elbette hayir! Ismarladigimiz bilgisayar parcasini vaktinde getirmeyen kurye sirketi de nasibini aldi. Aslinda o parcayi geri almayi reddeden allahin cezasi sirketi de ticaret odasina sikayet edebilirdim, bak onu atladim, hemen yapayim.

Yazdigim mektuplari okuyorlar midir bilmiyorum. Telefon acip konusmaya calistigimda ortalama on dakika bekletiyor, sonra da mektup yoluyla basvurmami soyluyorlar, onun icin sikayetlerimin ne kadar ise yaradigini bilmeme imkan yok, ama kendimi sikayet ettikce daha iyi hissediyorum, o kesin.

18 Kasım, 2006 09:44, Blogger CaDı boyle dedi...

Bende tek kişilik minik pudingler satılırken yanında kaşık vermiyorlar diye şikayet yazmıştım:) İyi yapmışsın ellerin dert görmesin. İşe yaramasa bile şikayetçi olduğumuzu bilsinler!

 
20 Kasım, 2006 20:44, Blogger Birsen Şahin boyle dedi...

Şikayet etmek iyidir. Aklı başında tüketiciler de olduğunu görserir. Devam et.

 
03 Aralık, 2006 22:03, Blogger asliberry boyle dedi...

Deniz mektupla derken, bildiğimiz mektup mu yazıyorsun, yoksa internet üzerinden firmaların sitelerine şikayet mi iletiyorsun?
TR'de devlet kuruluşlarının siteleri hala işe yaramıyor ama özel firmaların internet üzerinden şikayet hatları, müşteri hizmet hatları ve müşteri hizmetleri e-mail'leri korkunç işe yarıyor. Mesela çeşitli beyaz eşya firmalarına yazdığım zehir zemberek şikayet yazılarının ardından eve bir kamyon adam yollayıp, ya makineyi aldırıp inceliyorlar, ya da evde ameliyat ediyorlar. Sonra arıza bildirince, artık bildirimden 2 gün sonra genel merkezleri arayıp arızanız giderildi mi, bir şikayetiniz var mı gibi sorular soruyor. (Örn.Arçelik) Burada özel firmaların müşteri şikayetlerine ilgileri gerçekten tatmin edici.
Svg.

 
04 Aralık, 2006 16:40, Blogger Deniz boyle dedi...

Asli mektup mektup. Yani bildigin mektupla basvurmami oneriyorlar. Cok garip ama bu memlekette hala ve hala cok etkili calisan bir mektup servisi var ve insanlar kullaniyorlar. Hatta mail atarak soru sorsan da cevabini postadan alabiliyorsun tuhaf bir sekilde.

Ama sunu da soyleyeyim ki posta da cok hizli calisiyor, yani mektuplasarak hizli ve etkin bir sekilde iletisim kurman mumkun buralarda.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat

Salı, Kasım 07, 2006

welke formulier?

IND mevsimi geldii, hos geldi. Yine yeni yeniden fotokopilenmek, ustmektuplanmak, apostillenmek zamani. Bu sefer yedi carsambanin pazari bir araya geldigi icin hem pasaport yenilenecek, hem cikis vizesi alinacak, hem her ikimiz farkli turlerde oturum izinlerine basvuracagiz, hem bu arada tasinacagiz. Postamizi yonlendirmemiz, evin elektrigini falan kapatmamiz, yeni bir internetci-telefoncu bulmamiz, onlarla anlasmamiz, yeni belediyeye kaydolmamiz, eski belediyeden kaydimizi almamiz falan lazim.

Herseyden once ve onemli olarak, bir ev bulmamiz lazim. Emlakcimizin keyfi olursa bize ev gostersin. Asagi yukari bir delik buyuklugundeki evlere Enschede'de odedigimizin iki katini odeyelim. (Enschede'de sarayda oturuyordun ya, sikayet edecek her noktayi belirt, aman eksik kalma) Allahim, ne olur, bir an evvel ev bulalim da, odeyelim. Ne de olsa biz istedik, hamama giren terler degil mi?

Onun icindir ki, bugunlerde en cok duydugum soz, bir form dolduralim. Dolduralim anacim, dolduralim. Zaten form -disi herhangi bir durum oldugunda aninda error veriyorsunuz, bari sonsuza kadar form dolduralim. Aman beni mumkun oldugu kadar cabuk basinizdan atin da size bir daha bulasmayayim, varsin uc ay kendi kuyrugunu kovalayan manyak kopekler gibi abuk bir yone dogru evrak toplamaya ve yazismaya devam edelim di mi? Aman aman, bisi mi istedim, hemmen gidip mudurunuze sorun, o da yok oyle bi form, biz sizi anlamadik, biz bunu bilmiyoruz desin. Iyii, desin.

Anladik ki bu onumuzudeki birkac ay kulagimizin arkasi dahil her yerimizi opecekler. Napalim. Benim keyfim gicir yine de. Inatliyim, yeni bir sehre tasinmanin keyfini ne 'even wachten a.u.b' ler ne de alti hafta icinde size geri doneriz, en yakin randevuyu uc hafta sonra alabilirsinizler engelleyemeyecek. Ben bir gun memur oldugumda insanlara ayni sekilde davranmayi hayal edip etrafa bakinacagim. Yeni bir yerlerde kaybolacagim. Demonte mobilya monte edecegim. Koray'la hirlasacagim. Hayatimda ilk defa bir ulke icinde baska bir sehre yerlesecegim, ilk defa kendi kendime tasinacagim. Ho hooyt!

En buyuk derdim hava durumunu seyrederken otomatik olarak Enschede'ye bakmak, bu arada Eindhoven'i kacirmak olsun. Bir de bu sefer evin telefonunu ezberliyeyim, ne olur.

07 Kasım, 2006 18:10, Blogger ycurl boyle dedi...

aa artik Eindhoven havadisleri mi olacak yani?

 
08 Kasım, 2006 12:41, Blogger deryik boyle dedi...

takipteyim ve hatta yardıma bile gelirim. eindhoven TU öğrencilerinden bi karma birlik yollarız sizin eve..

 
08 Kasım, 2006 13:12, Blogger Deniz boyle dedi...

Deryik, tehlikeli sozler veriyorsun. Valla ciddiye alir, eline bir firca, bir boya tenekesi veririz ona gore. Bugunlerde bizden bir ucanla bir kacan kurtuluyor zaten, arsiz olduk.

Iyi ki dogdun diyeyim sana bir de buradan. Insallah, ilk firsatta birarada kutlariz bir de!

 
09 Kasım, 2006 22:14, Blogger koray boyle dedi...

belki bebek sevmeye amsterdama gelirsiniz?

 
15 Kasım, 2006 13:28, Anonymous Adsız boyle dedi...

Bir kolay gelsin formu yayınlarsanız şeyettirecektim.
(eski i.çekirdeği)

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat