Pazar, Ekim 29, 2006

Siinaff

Cumartesi gecesi Cinestar’da iki ayri salonda iki Turk filmi oynuyordu. Biz bu firsati kacirir miyiz? Hemmen gittik, Hollandali giseci kizin deyisiyle Siinaff’i seyrettik.

Yaklasik 150 kisilik bir salonda, 25 kisi kadar vardik. Bu yirmibes kisinin icinde su mesum sinava girmis, o ani yasamis sadece ikimizdik sanirim, izleyiclerin kalaninin yasi ve milliyeti bu sahane Turkluk tecrubesini yasamaya yetmiyor cunku.

Ne kadar elestirel bir gozle bakmaya calissam da olmadi, ben begendim filmi. Evet bazen bayiyor, evet izleyicinin icini burmak icin suyundan da eklenmis ama kusura bakmayin, bok atamayacagim. Konuya olan hassasligim bunu engelliyor, aradaki birkac zeki diyalog bunu engelliyor, muzikler bunu engelliyor. Eli yuzu duzgun bisi olmus iste, iki saatinizi verdiginize uzulmeyeceginiz, OSS- OYS’ye gencliginizin en guzel yillarini heba etmisseniz o gunleri anacaginiz bir film.

Hafta basinda film muziklerini dinledigimde de dikkatimi bu celbetmisti zaten. Butun sarkicilar eni konu hissederek soylemisler sarkilari. Belli ki hepimizin icinde bir yerde bir kuyruk acisi var hala.

OSS benim kopruden once son cikis’im, OSS benim harikalar diyarina acilan kapimdi. Ailesinden, o vakite kadar kickica yasadigi cevresinden uzaklasmak temel umudu ve hedefi olan her ergen genc gibi. Bu hedefe yumusak bir sekilde ulasmak ancak ve ancak cok calisarak, baska bir sehirde, Istanbul’dan ayrilmaya degecek kadar iyi bir okul kazanarak ulasmak mumkundu. Yoksa OSS’yi kazanmazsam beni Mahmutbey’in ogluna verecek, etlerimi yolacak, her gun kafama kakacak bir ailem yoktu allahtan. Benim derdim kendimle, basaramamaya, baskalarindan geri kalmaya tahammul edemememleydi. Bir sene daha dersane gormeye, rehberlik ogretmenlerinin gerizekali motivasyon sekillerine (bugun de birisi beni azarlasin sozde ‘motive etmek’ icin, bakin nasil bir hale geliyorum) 2b kalemlere, ‘degildir’lere dayanamayacaktim cunku.

Oss hayatima ne katti, ne goturdu diye dusunuyorum ben de dunden beri. Konunun gerektirdigi gibi bir sekilde formule edeyim bari.

Asagidakilerden hangisi Deniz'in hayatina Ogrenci Secme Sinavi'nin kattigi duygulardandir?

a) Daimi bir minnet duygusu: Besiktas’tan her gectigimde dua ediyorum hala –yedi senedir- dersaneye gitmedigim icin.
b) Zengin bir duygu birikimi : OSS’ye girmeyecek bir genc insanla tanistigimda – oha yani, bu yasimda- haset ve gipta arasi hastalikli hisler ile dolup duruyorum, osssiz bir genclik tahayyul edilemeyecek kadar cekici geliyor.
c) Gelecek umudu: Burada yerlesmeye karar verdigimiz zaman aklima gelen ilk seylerden biri, bir gun cocugum olursa OSS’ye girmeyecek oldu.
d) Ahiret ve olum hakkinda dusunceler: Omur olurken film seridi gibi geciyorsa sayet, ben o karelerden birini biliyorum: Sinavda gozetmenin zorla kagidi elimden aldigi an. O cevabini bildigim halde cozemedigim, kim bilir bana ne ekstra puanlar getirecek kimya ve biyoloji sorularindan ayrildigim an. (Sinava girince ilk on dakika daliiip gitmisim ben onumdeki bes Turkce sorusuna bakarak. Kendime geldigimde sinavin en kritik zamanlarini gecirmistim, aylarca sosyalci olmama ragmen calistigim biyolojiler ve kimyalarin uzerine de bir bardak su icmistim.)
e) Hepsi

Yine de bu hislerin hic biri Koray’in hisleriyle boy olcusemez. Koray’in adalete olan inanci OSS-OYS sayesinde sanirim epey erozyona ugradi. Hani sinav sirasinda kopya cekilirse sinaviniz iptal olur, oyle birseye tesebbus etmeyin, gorurseniz ihbar edin derlerdi, biz de hadi len, yuh artik, kime olur bu, sehir efsanesi bu derdik ya…Iste benim kocam, bu sehir efsanesinin kahramanlarindan biri. OSS’de Turkiye derecesi yapip, OYS’de ayni basariyi gosterecegini beklerken ‘sinaviniz iptal edilmistir’ diye bir sonuc kagidi alan bedevi o. Olmemis, surunmus, bir sekilde bir sene daha calisip sinava girmeye karar vermis. Ben onun yerinde olsaydim simdiye bir manifaturaci isletiyor olurdum Salihli’de. Birakirdim bu isleri. Bosuna allah dagina gore kar veriyor dememisler.

Ha, ne diyordum, Sinav. Guzel film. Gidin gorun, Mart ayindan itibaren etrafta fazlaca gorunen lise son cinsine biraz daha anlayisla yaklasin. Aslinda onlar da insan, bi sekilde.

29 Ekim, 2006 22:35, Blogger divadeiwob boyle dedi...

öss'nin bende açtığı yarayı söyleyeyim. sınavın akşamı shine'da rach 3'ten sonra david helfgott'un yeri boylamısı gibi yere yapışmıştım. üç gün yürüyemedim ama boynumun kırılmamıştı neyse ki. adam rach 3 çaldıktan sonra oluyordu ben boktan 180 soru çözdükten sonra. adaletin bu mu allahım?

 
29 Ekim, 2006 22:45, Blogger Deniz boyle dedi...

Divad gozum, sonra da artizz degilim ben diyosun.

Yani, bazen bize baska hicbir sans birakmiyorsun ki sekerim:P

 
29 Ekim, 2006 23:39, Blogger ycurl boyle dedi...

sen yine tek sinava girmissin ben de o iki sinava girenlerdenim. oss'den once disim o kadar agrimisti ki lisenin bagli oldugu bir klinigin dandik discisine gitmek zorunda kalmistim. Belki simdiki discim olsa o disi cekmezdi ama kadin buna dolgu yapamam mirin kirin deyince ben de gonullu olarak cek demistim. Iste oss'den iki gun once cekilen o disin boslugu bana hep o zamani hatirlatir. Sahane zamanlar degildi ne diyeyim.

 
30 Ekim, 2006 10:28, Blogger deryik boyle dedi...

Ben çok stres yaşamadım ama tek bi olay hariç: sınav sabahı saat 4te kendimi avuçladığım fizik 1 notlarıyla yerde oturur buldum, etrafımda kağıttan bi havuz. rüyamda basit bi hareket sorusunu çözemiyodum da. annem çok korkmuştu, beni kaldırmaya çalışıyodu. kırmızı gözlerle "çekil anne bu soruyu yapabilicek kadar vakit harcadım, yapamıyo olamam, imkansız, biliyorum, çözmem lazım" diye formülü arıyodum. şıklara kadar rüyamdaydı. annem de "bu normal sanıyosunuz ama değil" dedi. bunun bi de ilkokul sonu versiyonu var ya, o daha hasarlıydı, yaş 10. kardeşim türk sisteminde okumuyo bu sebepten.

sonra sınırda gelen puan, bi ay boyunca karın ağrısıyla bekleme.. istanbul mu ankara nöbeti mi.. ay içim sıkıştı düşününce.

korayı çok takdir ettim çok.

 
30 Ekim, 2006 14:16, Blogger annelog boyle dedi...

Bugün ben de Sınav'dan bahsettim Deniz. Piştiii:)

 
31 Ekim, 2006 13:24, Blogger koray boyle dedi...

madem konu acilmis eklemem lazim: ertesi sene calismadim, hic calismadim. dersaneye de sadece sinavla bir bagim kalsin diye gittim. bir de sabahlari biraz uyumak ve oglene dogru kimyacinin sorularini ilk cozene ismarladigi tostlarla kahvalti yapmak icin :) toplam 550 saatlik dersane programinda 380 saat devamsizlik yapmami niye hosgorduklerini ise bilmiyorum.

 
31 Ekim, 2006 22:30, Blogger AAA boyle dedi...

Yorum yazmağa cekiniyorum ama yine de yazma duygusu agir basti.Bendeniz söylemesi ayip bu sistemle universiteye alınan ilk ögrencilerdenim.Benden bir yıl önce her isteyen istediği fakultenin özel sınavına girermiş.Benim yılında 250000 öğrenci sınava girdi ve sadece 18000 ögrenci için yer vardı.O yıllarda daha öğretmenler bu ögrencileri nasıl olurda dışarda bırakırız diye antreman geliştirmemişlerdi.Simdi tabi dusman cok güclendi ama girecek yerlerin adedi de arttı tabi
Kısaca biz cok stres yasamadık fakat yasamımızda ilk kez bu sınavda "test" sistemi ile tanıştık

 
31 Ekim, 2006 23:38, Blogger divadeiwob boyle dedi...

koray --> çok artismişsin, ustam olur musun?

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat