Cuma, Ağustos 11, 2006

bir kadin, bir hayat

Arada bir ablama sorarim annemle babami. Eskiden nasillardi, evlilerken nasillardi, birbirlerine nasil davraniyorlardi diye. Ben annemle babami evli olarak hic gormedim. Ben cok cok kucukken ayrildiklari icin, babam ben kendimi bildim bileli evli oldugu icin bana gore zaten asla bir araya gelemeyecek karakterleri olduklari icin, ben onlarin yerinde olsam hayatta oyle bir evlilik yapmayacagim icin zaten bir zamanlar evli olmalari benim icin inanilmaz birseydi hep.

Sonradan annemle babama da sorma firsatim oldu, hep gulduler siz nasil oldu da en basinda evlenebildiniz, birlikte on iki sene gecirebildiniz diye sordugumda, son zamanlar haric mutlu ve huzurlu, cok guzel bir evlilik yasadiklarini idda ettiler. Gormedim, bilmiyorum, bir kanitim da yok bu konu hakkinda. Idda iste.

Bosanmak benim yetistigim cevrede, benim kusagimda dunyanin en normal seyiydi. Ilkokulda hayat bilgisi dersini cok iyi hatirliyorum, klasik bir ailenin ogeleri aciklaniyordu bir okuma parcasinda, baba ise gider, anne evde oturur, annane, babanne vardir, dede vardir, vs. vs... Ilkokul ogretmenimiz o parcayi okuttuktan sonra bunun bazi aileler icin gecerli oldugunu soyleyip hepimizin icini rahatlatmisti. Ilkokulun sonlarina dogru insanlara 'aaa seninkiler hala mi birlikte' diye sorup guldugumu hatirlarim.

Elbette dunyada densiz cok, hala bosanmayi korkunc birsey gibi gorup bana ve ablama 'zavalli cocuk' muamelesi yapmaya calisan koylulerle de karsilastim hayatta ama sanirim en cok da ablamin sayesinde annemle babamin bosanmasiyla ilgili yaralarim yok hic. Ne var yani, bazi anneler babalar birlikte, bazilari da ayri, bazi insanlarin uvey anneleri var, annelerinin manitalari var, o var, bu var.

Yakin zana kadar butun bu bosanma hikayesinde kadinlarin magdur oldugunu sanirdim. Butun cocuklugum boyunca parasizlik ceken, iki kurusu zor bir araya getiren, sarkintilik eden ev sahibi (Bay Moiz miydi adi, bizim eve olur olmaz ziyarete gelir, annem de korkup karsi komsumuz Mehmet amcalari da bize oturmaya cagirirdi) oldurulemeyen bocek, su kesintisi, evde bitip tukenmeyen ihtiyaclarin karsilanmasi, agir alisverislerin tasinmasi gibi seylerle ugrasan, zorluk ceken annemdi cunku. Babamin bol parasi vardi, kendi evinde oturuyordu, baska bir karisi vardi, bosanmis olmak onun hayatinda bir zorluk yaratmiyordu bence.

Simdi dusunuyorum da, o da kendine gore acilar, endiseler cekmis olmali. Iyi bir baba olup olmadigini, cocuklarinin neden ondan uzak oldugunu, neden herseyden en son haberinin oldugunu, neden cocuklarinin gunluk hayatinda yeri olmadigini dusunuyor muydu acaba?Herhalde o zamanlar babam icin de zor zamanlardi. Ondan kacan, haftasonlarini gerilimle bekleyen, ancak pazar aksamustu annesinin evine geldiginde kendini evinde hisseden, bir turlu tam da iletisim kuramadigi bir cocugu vardi. Ne zaman ki ablam okumak icin uzak diyarlara gitti, ben buyudum, zorunlu ziyaretler sona erdi, ne zaman ki birbirimizi cok da fazla tanimadigimizi, ama bunun cok da onemli olmadigini kabul ettik, o zaman rahatladik belki de. Ergenligini geciren her kiz cocugu gibi ben de babama iyice duskun oldum, annemin kocasi yasadigim evi cehennem ettikce babamla vakit gecirmeyi tercih eder oldum, cok da iyi anlastik ama acaba cocuklugumda kuramadigimiz bagin yerine gecti mi bunlar bilemiyorum. Cok da onemi yok zaten bu yastan, bu vakitten sonra, benimkisi de laf.

Niye aklima geldi butun bunlar? Az evvel sunu izledim. Seksenlerin basinda bosanan, kendi hayatini kurmaya calisan, tekrar (hem de sekreter olarak, ne tesaduf) calismaya baslayan Turkan Soray bana feci sekilde annemi hatirlatti. Bir de dis cekimler babamin o zaman calistigi binada yapilmis, tesadufun bu kadarina yuh dedim. Zaten o ofis basli basina bir yazi konusu, bir gun onu da yazayim.

11 Ağustos, 2006 19:05, Blogger Ozde boyle dedi...

Essek Moiz.

 
14 Ağustos, 2006 03:20, Blogger feeling the blanks boyle dedi...

boşanmış ailelerin çocuklarına genelde bi acıma duygusuyla bakılır ya,ay canıımmm,yazık,babası da yok zaten ya da yazık çocukcağıza annesi de bırakıp gitti şeklinde...genel bi inanış vardır ya onların psikolojisi bozuk problemli bireyler olduğuna dair.ne tesadüfse,tanıdığım bütün sorunlu tipler mutlu ailelerin çocukları.tanıdığım yegane boşanmış aile evladı ise dünyanın en halinden memnun insanı.tuhaf..

 
14 Ağustos, 2006 16:44, Blogger D boyle dedi...

Moiz değil Izy. Ayakkabılarının arkasına basardı bir de. Travmaların çocuğu D.

 
17 Ağustos, 2006 02:26, Blogger Ozde boyle dedi...

Essek Izy

 
17 Ağustos, 2006 19:26, Blogger dory boyle dedi...

O zamanlar gima.com.tr yoktu tabii, ben de daha 3-4 sene önce akıl ettim zaten ağır torbaları kapıya taşıtmayı... sanki evliyken kocam alışverişe gelir, torbaları taşırmış gibi de ağlardım. Cahillik işte... ama böcek işine daha bir çözüm bulamadım.

 
18 Ağustos, 2006 05:30, Blogger Mert Ulas boyle dedi...

acik ve icten bir yazi olmus, kafamda bazi seylerin degismesini sagladi. Paylastigin icin tesekkurler.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat