Çarşamba, Eylül 21, 2005

seyirnağme

incilâ bertuğ ile mehmet güntekin hazirliyorlar. eskiden de (en azindan gecen sene vardi) yapiyorlardi ama o zaman adi 'muzigimiz kulturumuz' idi, yeni donemde adi degismis, icerigi de gelismis. pazartesi aksamlari trt-2'de yayinlandigini tesadufen gordum; o gece sabaha karsi havaalanina olmak icin uyumamak gibi bir derdim olmasaydi goremezdim muhtemelen. sali gunleri de trt-int'te yayinlaniyormus soylediklerine gore. program tematik ilerliyor; her programda bir bestecinin veya soz yazarinin ya da klasik turk muzigi alt turunun detayli bilgisi yer aliyor ve studyoda hazir bulunan icracilar da bir guzel caliyor, soyluyorlar.

yakantop misali anketlerin sonuncusu var ya hani '10 kucuk mutluluk' diye iste o mutluluklarimdan biri bu programi izlemektir. programin kendisi degil sadece, onu izlerkenki ahval de bu mutluluga dahil: program gec saatte oldugu icin ekseriyetle ev hali icinde olunuyor, ailemiz (ben ve deniz hanim)penyepijamalanmiskanepeyekiciniiyiceyerlestirmisvecayiniyudumluyor halde oluyor. o haldeyken ne olsa guzel oluyor da 10 kucuk mutluluk deyince bir de seyirnagme'ye ihtiyac duyuluyor.

baslamisken listenin gerisini de getireyim mi bilemedim. tatilin arkasindan ise yeniden isinmak zor geldi biraz. patinajla gecen bir gunde ne mutlulugundan bahsediyorsun birader diyen tarafima inat yazayim:

- tatile cikmaya ramak kalmisken patlayan islerin hepsini sanki suyun altinda nefesini bir saniye daha fazla tutmaya calisir gibi ikinarak halledip bitirdikten sonra gece eve donus ve darmadagin olmus kafayla bavul yaparken deniz hanimin sorularina bos gozlerle bakmak.

- sabah dusu. susu busu degil butun halde beni mutlu eder. o gun her ne olacaksa kafamda provasini yaparim dustayken; o gun olacaklar gerilimli bile olsa suyun altinda daha bir yapilabilir gorundukleri icin gozume dus isini severim.

- guzel renkli iceceklerin bardaktaki goruntulerine bakmak. bugun bir viski olsun (mumkunse single malt olsun), bir bira olsun, 'bacakli' bir kirmizi sarap olsun, cay olsun (hasa kahve olmasin, cam bardakta kahve icilmesine karsiyim) bunlarin renkleri ve ortam isigini kirmalari beni mutlu eder.

- deniz hanimla birlikte yemek yapmak. biz yemek yaparken su yemegi sen yap bunu ben yapayim seklinde degil de sanki 'biz tam iki cuceyiz, dort kollu bir deviz' seklinde calistigimiz icin bundan acayip mutlu olurum. yemegin degisik safhalarindaki muhtelif kimyasal ve fiziksel surecleri merak eden hanimimin merakini gidermek, merak etmese bile zorla bak burada aslinda su olurken boyle oluyor diye gevezelik etmek guzel degildir de nedir sorarim.

- deney planlamak ve planlanmis deneyin planlara uygun sekilde sonuclar vermesi. su su su ozelliklerin bu bu bu parametrelerle soyle soyle soyle gelismesi/degismesi lazim deyip basliyorsun ve o sekilde oluyorsa mutlu olunur.

- guzel bir makale okumak. bayilirim zekice yazilmis makalelere; hayran olurum, kiskanirim (kiskanmam aslinda, imrenirim) ve mumkunse kendi islerimde kullanirim.

- kisin gunesli ama cok soguk havada ise gitmek. ise gitmenin neresi guzel diyenlere soyle derim: bisikletin ustunde, -10 kusur derecede, gunesli bir ayazda guzeldir bu. yuzun soguktan yanar, sen hizlanirsin, o daha da yanar, sonra bir anda soguk gecer isinirsin.

- aslinda az maddesi olan bir listeyi boyle sahte maddelerle doldurmak.

- is cikisi arkadaslarla iki sey icmek, hic olmadi bir sigara tellendirmek (caner disardaymis, is cikisi ictigimiz sigaralarin sonuncusu olacak bu. bu nedenle listeye girmeyi hakeder)

21 Eylül, 2005 20:14, Blogger Donna Quijote boyle dedi...

Hosgeldin!Pek keyifsiz oluyor bu dönüsler, umarim cabuk toparlanirsin.
Bir de merak ettim, rakilari sen mi getirdin, deniz'e mi kaldi? :)

 
22 Eylül, 2005 08:26, Blogger ilber boyle dedi...

koray bey,
aynı masada oturmuş üç kişi üçü de cep telefonuyla konuşuyo bunun karikatürü çizildi mı?
hayır post diye yazıcam bana pat diye
ahanda burda diye linki gelecek baştan sorayım dedim.
hem efendim,ortaokul yıllarınıza kısa bir bakış olmuş işte küçüktür büyüktür mutluluktur,iki satıra-gerçi siz coşmuşsunuz- vesiledir nedir?
ps:hala klavye almadım.

 
22 Eylül, 2005 10:53, Blogger koray boyle dedi...

toparlandim bile. dun gece "isler yetismeyecek ulan" diye bir panik atak yaptirdim kendime ve motor calisti; bu tarz iterek motor calistirma isine vurdurmak deniyor, vurdurdum hayirlisiyla ve tatilden eser kalmadi :) rakilarin birini (tekirdag altin sarisi) ben getirdim digerini (burgaz) deniz hanim getirecekler insallah.

+o+o+o+o+

o karikatur kesin cizilmistir ilber, gormesek deee bilmeseek deee o karikatuuurr bizim karikaturumuzduuurr. deneylerden bahsediyorsan onlar ortaokula ait degil. biz fakir ama gururlu bir ortaokulduk; deney yapmiyor "varsayalim ki" diye baslayan cumleler kuruyorduk. o yuzden nice genc yetenek iktisatci oldu, ben yirttim.

+o+o+o+o+

bu tur listelere girecek (girebilecek, girmesi gereken, girmemesi ayip) o kadar cok sey var ki ama bunlari listenin maa ve ehemmiyetine uygun sekilde listelemek gibi bir caba en buyuk 10 mutsuzluk listesine bir numaradan girer ve bir numaradan maykil ceksin gelse indiremez.

 
22 Eylül, 2005 15:03, Blogger Saint Caner boyle dedi...

Hoschakal Koray Pasha ve kolayliklar dilerim, her sey gonlunce olsun.. Buradan takip edecegim gelismeleri tabi, ama gelince organize olalim derim. Tot ziens!

 
22 Eylül, 2005 17:42, Blogger YesilErik boyle dedi...

Korkarim gene "ne benzer hayatlarimiz var"'a girecegim, olsun. Efenim, planlanan deneyin basariyla gerceklesmesi benim icin boyukh mutluluktur, zirt pirt basarili olamamaktadir netekim. Sonraciima, evet, kahve cam bardakta igrenc gorunur, digerleri super gorunur. Bi de biz de mutfakta ve tv karsisindayken pek mutlu oluyoruz. Hatta zamani durdurmak falan istiyoruz. Aslinda duruyor gibi de, her aksam birbirinin ayni gibi ama degil bi muhabbet. Eeele iste..

 
24 Eylül, 2005 23:04, Blogger koray boyle dedi...

paralellik hakkinda aklima kazinmis bir sey var: "iki paralel dogru sonsuzda kesisir". bu bloglar da -diger tum iletisim mecralari gibi- iste o sonsuza bir son vermeye yariyor herhalde. yoksa zaman ekseninde boyle paralel paralel ilerlemekle kesismek mumkun olmazdi, ne mutlu bize :)

bi ara blog-yalnizlik (ya da genel olarak iletisim ve yalnizlik) uzerine yazicam. ne vakit yazacagimi, yazamaya vakit bulup bulamayacagimi bilmedigim icin simdilik ozunu burada vermekte bir beis yoktur: yazinin ana noktalarindan biri yalnizligin ayip bir sey olmadigi olacak. nitekim hepimiz hayatimizin en az bir zamaninda yalniz oluyoruz. ote yandan meselenin en az yalnizlik kadar, hatta belki ondan daha cok 'daha kalabalik' olma istegimizle bir alakasi oldugunu dusunuyorum. doga bilimlerinden bir ornekle aciklayayim: hepimiz belirli karaktere sahip birimleriz (benzer iyonik yaricaplara sahip atomlariz) ve bir araya gelerek (segregasyon) olusturdugumuz fazlar bizi tum sistem icinde daha dusuk enerjiyle varolabilir hale getiriyor. aciklama saf termodinamik (minimum enerji prensibi) ama toplumsal segregasyon da bundan farkli degil neticede. o yuzden yesil erik, bu paralellik degil ama senin bizden, de bizim senden haberdar olmamiz ve bir tur birliktelik sergiliyor olmamiz tesaduf degil bir doga olayidir bence.

 
29 Eylül, 2005 17:05, Blogger mtlda boyle dedi...

ne kadar uzun yazarsanız yazın koray bey, monitör arkasından bir tek sizi sıkılmadan okuyabiliyorum hakikaten.

bir dahaki sefere 20 "mutluluk" bulmakta zorlanmamanız dileğiyle.

 
29 Eylül, 2005 17:49, Blogger YesilErik boyle dedi...

Evet evet, cok guzel bir bilimsel yaklasim olmus bu Koray. Bi de isin su yani var. Benzer yaricaplara sahip iyonik atomlar da dogalari geregi her onune gelenle tepkimeye girmezler, iclerinden enerjisi kendi enerjisine denk olani bulurlar. O yuzden bu atomlarin dogalarinin da bu olaya yaptigi katkiyi unutmamak lazim. Saf kimyasal bi aciklama :)

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat