Cuma, Temmuz 22, 2005

Orson

Son kirkbes dakikami Orson ile gecirdim. Orson Duco'nun (yani diger danismanimin) oglu, babasi bugun onu ise getirmis. Alti yasinda, 1.35 boyunda, 45 kilo, pembe yanakli, acik kumral sacli, mavi gozlu bir mis kokulu. Onun elini tutup yurudugumde kendimi cok garip hissettim, neyel besliyorlarsa Hollandalilar yavrularini, bu cocuk sekiz yasinda benim boyumu gecer kesin.

Cok iyi huylu bir cocuk Orson, bilgisayarda resim cizdi, bana oyuncaklarini gosterdi, ucaklara baktik, (bugun tepemizden bir suru ucak geciyor) sonra da kakao icti. Parmaklari tombul tombul, gamzeli elleri var. Bir de babasiyla ayni giyiniyor, ayni renklerde, ayni modelde...Boyle cocuklari cok seviyorum.

Caner'in savunmasinin kutlama yemeginde karsimizda cocuklu bir cift oturuyordu. Masanin ucuna oturmus cocuksuz Turkler olarak cocuklaradan ne kadar da hoslanmadigimizi beyan etmek icin iyi bir firsatti o yavrucak. Koray o aksam benim icin 'Deniz anne babasini sevmedigi cocuklari sevmiyor' dedi ki cok hakli. Eger anne babayi seviyorsam, benim sevdigim insanlarsa, cocuga tahammulum oluyor kesinlikle. Anne babasini sevmedigim cocuklari mumkunse gormek istemiyorum. Avaz avaz simarikliktan aglayan, yuksek sesle konusan, yaptigi herseye mucizeymis gibi bakilan, tepemize sicacak kadar simarik cocuklari da, cocuklarindan baska hicbisiyden konusamayan anne babalari da sevmiyorum.

Insanlarin yirmi kusur otuz kusur yasina kadar cocuksuzken bir dost meclisinde gunluk olan bitenden, okuduklarindan, isinden gucunden bahsederken cocuk sahibi oldugunda sadece cocugun dis cikarma periyodu, bok kivami gibi konulardan bahsetmesi cok tuhafima gidiyor. Dogan ilk cocuk o degil, son da o olmayacak, gayet dogal bir dongunun hic de hos olmayan kisimlarindan bahsetmenin anlami nedir ki? Birkac tane yeni dogum yapmis hanim, ve baba olmus erkek bunlardan kendi aralarinda elbette bahsediyordur, hayatlarindaki o buyuk degisimi anlatmak icin, ama bundan cocugu olmayan, cocuk istemeyen bana ne mesela?

Bir zamanlar eglenceli ve hos olan insanlar annelik babalik meselesini kutsallikla bagdastirdigi icin mi bir anda dunyanin en sIkIci insanlari oluyorlar? Birinin annesi olmak nasil oluyor da butun diger kimliklerinin onune geciyor insanin? Nasil baska hicbisi yokmus gibi, tum dunya onlarin simarik cocuklarinin avaz avazligini, terbiyesizligini, bok kivamini dinlemek zorunda olabilir ki?

Umarim bir gun anne olursam eger diger annelerin yaninda bile olsam beni ben yapan diger degerleri unutmam, sadece cocugundan bahseden sut makinelerine donmem. Bu ne kadar guzel ve sevindirici olsa da normal bisi cunku, her gun binlerce cocuk doguyor, yuruyor, emekliyor, konusuyor.

22 Temmuz, 2005 11:18, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Tamam Deniz kizma :) Soz veriyorum eger bir gun karsilasirsak sana cocugun gelisim periyodundan bahsetmicem. Hatta sana cocugum oldugunu bile hissettirmicem. Hatta ve hatta soz veriyorumki sana "cocuk ne zaman" diye sormucam :)))) Nolur sen kizma..

 
22 Temmuz, 2005 11:22, Blogger Deniz boyle dedi...

Yaa biliyordum boyle olacagini! Hayir efendim yine yanlis anladiniz. Gayetle de ilgileniyorum senle,seninkinin nasil olduguyla, sagligiyla zira sen benim sevdigim bir insansin. Oradaki anahtar da oydu zaten, sevdigim insanlarin cocuklarini seviyorum. Ama mumkunse lokantada otururken yan masadaki tanimadigim kadin, 'teyzesi' demesin bana 'bugunlerde dis cikariyoruz' da demesin, benim keyif almak icin gittigim yerde avaz avaz bagiran cocugunu savunmak icin. Zira ben o veledin teyzesi degilim bu biir, dis cikarma islemi bireysel bir islem bu da ikii, annenin de ayni anda dis cikardigini sanmiyorum.

Ha dis cikaran arkadasimin cocugu, yegeni olsa boyle rahatsiz olmam, ayri konu. Onlar da zaten avaz avaz simaran cocuklar yetistirmezler.

 
22 Temmuz, 2005 12:04, Blogger Margot boyle dedi...

Ben Orson'a bayıldım. Kendi halinde oynayan, süt içen, etrafla fazla derdi olmayan bu çocuklara karşı içimde bir sempati uyanıyor hemen. Sanırım kendi çocukluğumu hatırlıyorum.
Evet benim arkadaşlarım da çocuk sahibi olunca birden sürekli çocuklarından bahseden ,en ince ayrıntısına kadar anlatan birer tam teçhizatlı anne oldular. Bu çok güzel ve harika bir şey ama ben de maalesef çocuklarının tuvalet alışklanlıklarını,gaz sorunlarını vs dinlemekten hiç hoşlanmıyorum. Ama nedense bundan rahatsız olabileceğim onların aklına pek gelmiyor sanırım..

 
22 Temmuz, 2005 12:07, Blogger Deniz boyle dedi...

Hah iste varmi benim gibi biri daha. Bu cocuklari ya da insanlari sevmemek degil ki...Yani bence degil.

Orson'u gorsen yanaklarindan isirmak isterdin Margot. Bir lokum kendisi. Keske daha cok gelse buraya.

 
22 Temmuz, 2005 13:05, Blogger Basak boyle dedi...

Deniz ortak noktalarımızı okudukça öğreniyoruz sanırım: Zeytinyağı, evsahipleri, damak tadı vee şimdi de veletler. :)İşte bu ya. Tam anlatmışsın düşündüklerimi. Mert'le konuşyuğumuz şeyler bunlar. Ablamın ve samimi arkadaşlarımın çocukları dışında ben de nadiren bir çocuğu sevimli buluyorum. Onlar da kendi halinde, bir şeyler okuyan bir şeylerle uğraşan çocuklar. Gördükleri her çocuğu seven, öpen, sarılan insanları da anlamıyorum. Güzel bir şey olabilir bu tabii, ben öyle değilim ama, aklıma bile gelmiyor. Çocuklar da insan sonuçta. Sevimsiz, şımarık, ukala, rahatsız eden insan yavrularına karşı ilgisiz kalmaya çalışsam da gidilen her yerde çocuk var, her yerde gürültü var. Annesine babasına sevimli göründükleri için de susturulmayan durdurulmayan canavarlar büyüdüklerinde de birer sosyal sorun haline geliyorlar. Artık bu üreme problemine de bi çözüm bulmak lazım aslında. Doğacak insanın karşılaşacağı sorunları da düşünmek gerek belki doğurmadan evvel. E bir de hazır doğmuşları var değil mi; evsiz, yurtsuz; doğurmadan evvel onları düşünmek lazım. Uzunca bir süre biz de sadece ikimiz olmak istiyoruz; hem de çoook uzun sürelerce. Bir gün hormonlar hareketlenirse beynimizi çalıştırmamız lazım çünkü hormonlarımızın evrimi çok yavaş! Bilmem, belki yıllar sonra hazır doğmuş olanlardan birisi, bu dünyanın sorunları ile karşılaşmak zorunda kalmış birisi bizim çocuğumuz olur bir gün. Neyse konuyu uzatmışım, durmam lazım. Ben Roger Waters dinlemeye devam edeyim. Sevgiler Deniz...

 
22 Temmuz, 2005 13:05, Blogger shahika boyle dedi...

:)))

Iki aksam önce bir arkadasimin cocuguna bakmak zorunda kaldim. Sadece 1,5 saat. Canima yetti.

 
22 Temmuz, 2005 13:06, Blogger Minik Patikler boyle dedi...

Ben de hic ayni sekilde dusunuyorum canim. :) Bir de o simarik hallerini ortbas etmek isteyen ebeveynlerinin onlarin benim hic ilgilenmedigim yonlerini oven sozleri yok mu! "Teyzesi dis cikariyoruz da" lafindansa, "size de rahatsizlik verdik icin cok uzgunuz" denilse daha iyi olur bence.

 
22 Temmuz, 2005 13:12, Blogger Basak boyle dedi...

Bir şey daha ekleyeyim; insanlar beni dünyada en çok korkutan varlıklar. Çok kötüyüz çünkü. Hayvanlara yakınlığım gittikçe artıyor. İnsanları sevmiyor değilim ama dünyada olan bitenler beni çok üzüyor ve artık güvenemiyorum. Çok bencil, çok çıkarcı yaratıklarız. Tamam, belki bitkilerle hayvanlar da yaşamak için öldürüyor ama bizim hayvanlardan farklı olmamızın nedeni "bilinçli" olmamız. Nerelere geldi değil mi konu. Aklımı çok kurcalayan şeyler bunlar, ne okusam buraya geliyor konu.

 
22 Temmuz, 2005 13:52, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Simdi bendeki kotu huy sevimsiz olan cocuklari sevmem. Deniz gibi eger anne babalarindan hoslanmadiysam dunya tatlisida olsa cocuklarindan da hoslanmam. Lakin cocuklari cok severim. Hatta ve hatta yasima bakmayin ama saatlerce onlarla oynayabilirim. Ama arsiz ve ukela cocuklarla degil. Hakikaten cocuk gibi cocuk olanlarla. O saf, neseli, vurdumduymaz kel ayvaz halleri ve en onemlisi tatli muzurluklari olanlar favorilerim. Eger bu ozelliklere sahiplerse guzel bir cocuk olup olmamalari hic onemli degil. Hep derdim benim cocugum olursa sunu yapmicak bunu yapmaicak diye ama artik o kadar buyuk konusmuyorum. Cunku nasil bir karakterde olacagini bilmiyorum. Mazallah benim gibi olursa ki bu benim olumumdur buna encok Suslu sevinecektir. Intikam duygulari ile :))

 
22 Temmuz, 2005 14:06, Blogger Deniz boyle dedi...

Eh Koyubeyazcim, benim annem en sinirlendiginde insallah sana da senin gibi bir evlat verir allah derdi. Ayni sekilde her sevindiginda, insallah senin cocugun da senin gibi olur diyor. Bu butun annelerde olan bisi sanki. Kim bilir Suslu ne kadar eglenecek sen seninkini buyuturken, kizdigin seyleri gorunce? Eh o kadar da olsun, o kadar yil cocuk buyutup yorulduktan sonra simdi de anneannelik yapmak, torununu simartmak, cani istediginde sana geri postalamak hakkidir bence:))

 
22 Temmuz, 2005 14:55, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Bacanaktan ( bu kelime ne kadar itici böyle ) hiç hoşlanmıyorum. Ama 2 yaşındaki kızını seviyorum. Öyle sevimli ki. Bundan bahisle , çocuklar masumlar bence , belki ona sorsalardı daha iyi bir baba seçerdi kendine. Olmamış işte.
Sizin için en uygun zamanda hayal ettiğiniz gibi bir çocuk sahibi olmanızı dilerim.

 
22 Temmuz, 2005 16:08, Blogger YesilErik boyle dedi...

Denizcim, bol sutle besliyorlar Hollandalilar herhalde yavrularini, ben oyle tahmin ediyorum. Ineklerin boyutlarina bakinca onlarin sutunu icen cocuklar da cabuk gelisir diyor insan.

Bu arada yazinin altina imzami atarim. Allahtan benim cevremde boyle cok arkadasim yok cocugu olan. Bence tamamen anne-babanin tutumundan kaynaklaniyor bu rahatsiz durumlar. Cocuk ilginin odak noktasi yapildigi an olay kopmus oluyor.

 
25 Temmuz, 2005 08:40, Blogger e boyle dedi...

umarım, ben de. çocuklar, özellikle biz türk kavminin çocuk hadisesine yaklaşma biçimimiz ve çocuğa yapılan muamele bence çok gülünç, ne ki bu kadar ciddiye aldığımız, en güzel çocuğu biz mi doğurduk ya da dünyanın ilk çocuğunu, ya da bu kadar mı ciddiye alayım derken çocuk yetiştirmek hata yapılır, çocuk bir anda ailenin ali kıran baş keseni, ebeveynler de onun şurekası haline gelir...ohh be, en sonunda birisi haleti ruhiyemi paylaştı!

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat