Salı, Temmuz 19, 2005

Benim tadlarim

Hayalperim sagolsun, bana mim sorularin gondermis. Gel gor ki, ben bir yemek blogu sahibi olmadigim icin bu sorulari cevaplandirmayi uygun bulmadim. Ama bunun icin komusuyu kirmak istemedigimden, ‘benim tadlarimi’ yazmaya karar verdim.

Oncelikle buraya buyurun.

Yemek yemeye, yemek dusunmeye, yemegin iyilestirici, birlestirici, mutluluk verici etkisine olan inancim bosuna degil.

Yemekle ilgilenmeye basladigim ilk zamandan (sekiz yasindaydim) beri bana yemek ye sofra kulturu anlatan insanlar patatesin nasil soyulacagini anlatarak baslamadilar ise, patatesin bir zamanlar domuzlara verildigini anlattilar ornegin. Babannemi adadaki mutfaginda kaskarikas yaparken hatirliyorum, derdi ki, biz (yahudiler) oyle fakirlik cektik ki, kabagin kabugunu bile atamayiz kolay kolay, iste bu yemek de onun icin boyle yapilir…Ilhan (Eksen) amca ve annemin yemek konusundaki uzun konusmalarindan, duzenli kurulan Cumartesi sofralarindan cok sey ogrendim mesela. Alt komsumuz Diana’dan en doldurulmayacak seylerin bile Ermenilerin elinde doldurulabilir oldugunu (Dalak dolmasi yediniz mi hic? Ben yedim) Anusabur ve asurenin kardes oldugunu ogrendim, mutlu oldum. Pek sevgili Ilber hocam kadinlar ve yemek pisirmeyle ilgili cok dogru tespitler yaparak ufkumu acti bir anlamda.

Annem guzel ve lezzetli malzeme nasil secilir diye ogretmeseydi, mumkun olan her zamani birlikte Levent carsisinda, Balik pazarinda, Kurtulus dukkanlarinda, Ayvalik sebze halinde, Cunda pazarinda gecirmeseydik su anda ben de muhtemelen pek cok insan gibi sakatatlara, deniz mahsullerine ve bunun gibi pek cok lezzetli seye burun kiviriyor olacak, hic bir baligin isimini bilmiyor olacaktim. Meyhanederakininyaninapatateskizatmasiistergiller’den biri olarak hayatimi ve Koray’in hayatini onu yemem bunu yemem diyerek karartacaktim.

Ha yemedigim seyler yok mu, var elbette…Defne hanimla bu konuda boy olcusemem hatta. Butun hayatini bir tecrube olarak goren ve her seyi denemek isteyen, her restoranda tuhaf bisi ismarlayip sonunda benim yemegimin daha lezzetli olduguna karar veren ablamin aksine ben Pekin’de derin yagda kizaran akrep cop sisleri gorunce kusmak istemistim. Agzima oyle bir seyi koyabilecegimi sanmiyorum. Veya omrumce – bu konuda travmalarim oldugu icin- yer elmasi yiyebilecegimi sanmiyorum.

Yemek icin yasanlardan degil de yasamak icin yiyenlerden olsa da babam damak zevkime beni ufacik yasimdan beri Istanbul’un en iyi balikcilarina, kebapcilarina, sunlarina ve bunlarina goturerek, pastanelerle tanistirarak katki yapti. Nerede ne yenir, nerede kaziklanirsin, kimin sef garsonu nereyi acti , Istanbuldaki iyi klasik restoranlar gibi bilgiler babamdan gelir genelde.

Yemek sayesinde kocamla tanistim, babamin ogrettigi en guzel yerlerden biri olan Sofyali’ya goturerek aklini basindan aldim…Hala guzel bir raki masasinin halledemeyecegi az sorun oldugunu dusundugumuzden sila hasreti degil arkadas, aile ozlemi ve meyhane hasreti cekiyoruz.

Hollandaya geldigimden beri mutfakla iliskim cok degisti elbette, her gun bir zorunluluk olarak yemek pisirmeye baslayali sunun surasinda bir yil oldu ama gunun iple cektigim ani benim icin bu. Burada mutfagima Turkiye’de insanlarin igrenc bulacagi tutsulenmis baliklar, sarkuteri urunleri, ne yaginda kizartildigi belli olmayan, icinde hangi hayvanin neresi oldugunu bilmedigimiz bir takim kroketler girdi, sarap girdi, -artik hepinizin bildigi gibi- bira girdi. Internetten buldugum tarifleri, annemin evinde asla pismeyen baklagil ve bulguru burada bol bol pisirmeye basladim, kendi mutfagim anneminkinden epey farkli gelisiyor bu anlamda.

Hayatim boyunca tereyagindan, domatesli makarnadan, nar eksisinden, sarimsakli yogurttan ve dereotundan uzak olacagami her turlu saglik durumunu, iklim kosulunu, cografyayi reddediyorum ayrica.

Iste budur beni etkileyenler, bolca annem, biraz meyhane, bolca Istanbul, azicik Ege mutfagi. Simdi artik Endonezya yemeklerini ogrenmek istiyoruz Korayla, bakalim ne zaman vaktimiz olacak?

19 Temmuz, 2005 14:15, Blogger D boyle dedi...

Denizcim senin yemek yapmakla tanışman 3 yaşına kadar uzanıyor. Levent'teki evimizin bahçesinde kek miks yaptığını hatırlamıyorsun demek ki. Elimde kanıtlar var gösteririm! Bana gelince, ben daha çok yiyiciyim. Mamafih son senelerde acaip ilerleme kaydettim.

 
19 Temmuz, 2005 15:00, Blogger YesilErik boyle dedi...

Hollanda'da Endonezya restorani var galiba bayagi oyle degil mi? Ben bi seferinde gitmistim de, Eindhoven'da bi tanesine. Guzeldi cok. Boyle Hint ve Cin mutfagi karisimi gibi cok hostu yemekleri.

 
19 Temmuz, 2005 15:25, Blogger Margot boyle dedi...

Ne güzel yazmışsın Deniz, ellerine sağlık, canım meyhane çekti ooof of!

 
19 Temmuz, 2005 15:32, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Denizcim su Ege mutfagini oldum bittim bayilarak dinlemis hikayelerini unutmadan aklimda tutmaya calsimisimdir. Babanem ve baban derdiki gayrimuslum olanlarin kadinlarinin elinde mutfak bir cennete donusur. Ben buyuk amcanin esine yetisemedim ama babam amcasinin haniminin yaptigi yemekleri ve sofra adabini hala anlatir durur. Zeytinyaglilarin o muhtesemliginden olsa gerek imrenerek bakarim hep.

 
19 Temmuz, 2005 17:09, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Ben yemek konusunda çok tutucuyum , galiba. Hiç öyle Hint, Endonezya, Arap yemeklerine falan ilgi duymuyorum. Duyamıyorum. Bir kere baharatları çok farklı, kullandıkları yağlar bir garip kokuyor.
Ayrıca içinde ne olacağını görerek tahmin edemeyeceğim hiç bir yiyeceğe yaklaşamıyorum.

Belki izlediğim belgesellerde gördüğüm şeylerin etkisi ile, başka ülkerin yemeklerinden uzak durmaya çalışıyorum. Bir keresinde,daha doğmamış bir hayvan cenininden yapılan bir Hint yemeği tanıtılıyordu. Hintli kasaplar bile bu ceninleri el altından satıyorlarmış , yasak mıymış neymiş , orasını anlayamadım. Ama şunu anladım ,bu insanların yemek kültürleri benim midemin kaldıramayacağı kadar ağır.

 
19 Temmuz, 2005 17:30, Blogger Deniz boyle dedi...

@Defne: AAA kek miks!! Oyle resimlerim var mi ki benim? Bilmiyordum bile? Kiymali pirasa yemeye kendi evine tasininca basladin, bize o kadar yil haram ettin ya, alacagin olsun zaten! Yine de senin yedigin tuhafliklara ben o kadar da tahammul edemem gibi geliyor.

@yesilerik: Buradaki Cin lokantalari da endonezya yemegi yapiyor aslinda, hollandlilar oyle alismis ki endonezya yemegine, gercek cin yemegi yemedim henuz. Gel gor ki cok memnunum bundan, cin' deki cin yemegi facialarini unutmadim henuz:))

@margot: Benim (hatta bizim) canimiz hep cekiyor meyhane, sen bir kosu bizim icin de sofyalida, olmadi refikte olmadi imrozda ic bari! Ya da bekli, hep beraber icelim..

@Koyubeyaz: Tijen hanimin kitaplari tam sana gore o zaman, aslinda ben zeytinyaglilari daha cok ermenilerin yaptigi gibi seviyorum, daha soganli, daha sekerli. Koray gercek bir egeli oldugundan benim yaptiklarimi maksimalist buluyor mesela.

@mertcan: Mertcancigim, senden de farkli bisi beklemezdim zaten! Butun 'baba' lar gibi disari ciktiginda ya balikciya ya kebapciya gidenlerden misin yoksa sen de? Sizin cinsinize biz kisaca Turk erkegi diyoruz:))

 
20 Temmuz, 2005 08:04, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Moralimi bozmayın lütfen. İtalyan mutfağına bir şey diyen var mı? Zaten bende itiraf ediyorum yemek konusunda tutucu olduğumu, farklı lezzetleri aramak bulmak belkide hoş olurdu, ama başarısızım bu konuda.
Ayrıca eğer kebab ve balık tespitleri neticesinde Türk erkeği olunuyorsa bende bir melezlik durumu var demektir. Çünkü balık doğru ama kebab ıgı.Bu melezlik durumu babamın Gürcü olmasından kaynaklanıyor galiba.
Gerçi anneminde Türk olduğundan yana ciddi şüphelerim var ya, o ayrı. Ama keşke babamı daha fazla gözlemleyebilse idim , o zaman belki Size Gürcü yemeklerinden bahsederdim. Ama ne yazık ki babamın hazırladığı Gürcü yemeklerinin adlarını bile hatırlamıyorum. Babam bir ara beni bu konuda bilgilendirmek istedi , ama benim aklımda sadece cudi ( ekmek ) kalmış. Of iyice moralim bozuldu. Babam bunları duysa çok üzülürdü.

 
20 Temmuz, 2005 12:51, Blogger Margot boyle dedi...

Deniz,
Ben Refik'te açılışı yapmıştım zaten, siz de buyrun gelin kaldığımız yerden devam edelim :-)

 
21 Temmuz, 2005 10:55, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Deniz, bende Suslude zeytinyaglilari ayni senin dedigin gibi bol soganli ve sekerli yaiyoruz. Ben sekerli olmayinca tad alamiyorum zeytinyaglilardan. Toca ilk basta alisamamamisti simdi sekersiz halde yiyemiyor. Bence oyle daha guzel oluyor ne yapiyim. Birde su pirasinin kiymalisini hep yapmak istemisimdir denemek icin ama kismet olmadi. Bu sende yapmayi dusunuyorum ama.

 
21 Temmuz, 2005 17:54, Blogger YesilErik boyle dedi...

Ben de acayip merak ediyorum Cin'de cin yemekleri nasil diye. Her gidenin midesi bi ters donup geliyo nedense..

Bi de o ceninden yapilan Hint yemeginin cok ozel bir yemek oldugunu duymustum. Simdi butun guzelim Hint mutfagini sirf o yemek yuzunden dislamayalim ya, yazik olur. Ben sansliydim galiba, bir kere ev yapimi Hint yemegi yedim, Hintli bir arkadasin annesi pisirmisti. Bir harikaydi gercekten de. Muthis bir uyum vardi o kullanilan baharatlarda.

 
22 Temmuz, 2005 10:44, Blogger SuGibi boyle dedi...

dün sofyalıydaydık. mezgitle salata yedim üzerine de irmik helvası.

 
22 Temmuz, 2005 11:04, Blogger koray boyle dedi...

ohhh! afiyet olsun. neyse ki kalamar izgarayi iskalamissin:) pazi dolmasini kacirdim deme ama

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat