Pazar, Haziran 12, 2005

utu

Annem ve Suku sagolsun, buraya gelene kadar utu yapmak zorunda kalmadim hic. Ustelik oyle sinir bir insanim ki ev tshirtlerini bile utusuz giyemem, elbezlerinden havlulara kadar herseyde illa ki utu cizgisi olsun isterim.

Ilk zamanlarda vaktim boldu, saatlerimi utu yaparak gecirmekten cok da hoslanmasam da trt int turkuleri esliginde bir sekilde idare ediyordum bu isi. Yine de butun o zaman boyunca ben bu zamani ne guzel degerlendirirdim aslinda diye dusunmekten kendimi alamiyordum. Gel gor ki bu sene okul baslayinca hayat cok zorlasti, evimde utulenmemis camasirlari biriktirecek bir yer olmadigindan (iyi ki oyle demeliyim buna) her pazar aksamini okumam gerekenleri yetistirip arada utu yapmaya calisarak gecirir hale geldim. Sonra bir gun -bir pazartesi gunu- saat bir bucuktaki dersime oglene kadar uyup gidecegime tum vaktimi utuye ve temizlige ayirdigimi farkedince sinirim bozuldu, 'utuyu biraktim'. Koray zaten ilk iki hafta ben soyleyene kaar farketmedi bile, cok sukur isi gomlek-kravat falan gerektirmiyor, hatta ise snorkel ve paletle bile gitse kimse farketmez.

Aylarca mutlu ve mesut yasadim, salak bir ev isini yetistirecegim diye strese girecegime Koray'la vakit gecirmek, iki satir- bu sefer keyfim icin- birseyler okumak hosuma gitti. Hatta nisanda Turkiye'ye gittigimde acikladim bu yeni durumu anneme. Annem kinadi tabii ki beni, ben sana boyle mi ogrettim, ne bicim is bu bile dedi. Ne var ki kararim kesindi,birazcik daha pis, daha daginik, burusuk giysili ama mutlu hayatimi kabul etmistim.

Gelin gorun ki yaz geldi, artik utusuz tshirtleri kazagin altina saklamak mumkun degil, yazlik pantalonlar utu ister, gomlekler oyle kirisik kirisik giyilmez...Gecen hafta itibariyle 'gavur olusu' agirligindaki utu masam tekrar tedavule sokuldu, uzerini kaplayan bir parmak tozu sildim (standartlarimi dusurdugumu soylemistim, artik yatagin altinin tozunu alma devri gecti, napayim) ve basladim. Bu gun iki saat boyunca utu yaparken, o iki saati ne guzel seylerle gecirebilecegimi dusunup hayiflandim. Kader boyleymis. Insallah hayatim boyunca -ve Koray'in hayati boyunca- oyle ciddi takimlar, ceketler, gomlekler gerektiren islerde calismam da isim birazcik azalir.

13 Haziran, 2005 09:12, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Umarım öyle olur.

 
13 Haziran, 2005 14:16, Blogger simiole paris carnet boyle dedi...

bir sprey varmis kirisik seylerin ustune sikip oyle askida birakiyormussun. bulmak istiyorum hemen. pratiktir heralde.

 
13 Haziran, 2005 16:23, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Yok Simi hic birsey olmuyor ondan ben denedim. En guzel o magazalarda var olan buharli el utusu var ya iste ondan almak lazim. Askida bir tutyorsun pit is bitti. O meret pahali iste.

 
13 Haziran, 2005 16:38, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Bak Koyubeyazın dediği çok doğru, geçen ay aldım ben o aletten. Acayip etkili bir şey. Tül ve perdeleri de asılı iken ütüleleyebiliyor. Çok kuvvetli bir buhar kaynağı.
Ayrıca değişik aparatları var, onlarla banyo ve mutfakta kol kuvvetine gerek kalmadan buharın şiddeti ile temizlik mümkün.
Bu alet o kadar hoşuma gitti ki işi abartım hafta sonu cam silme aparatı ile duvarları ve camları sildim. Fiyatını bilmiyorum , çünkü asıl ürünün hediyesi olarak verdiler bu aleti.
Ama ben çok sevdim bu cihazı, hanımda sevdiğim için çok sevindi.

 
13 Haziran, 2005 21:30, Blogger tipyedi boyle dedi...

siemens'in dressman'ını tavsiye edeceğim sana. tabi sadece gömlek ütüleme için. ama bu sorunu kökünden kazıyor.

 
13 Haziran, 2005 22:07, Blogger hayalperisi boyle dedi...

deniz madem yakiniz al gel ütüleri ben yapayim acayip severim ya ütü yapmayi özellikle tshirt ütülemeyi bayilirim bak ciddiyim ona göre :)

 
14 Haziran, 2005 19:14, Blogger pınar boyle dedi...

ben de çamaşırları katlayıp ütü masasının üstüne koyarım. yarın hepsini ütüleyeyim derim ama ütülemem. lazım oldukça ütülüyorum. ama bu dağınıklıktan bıktığım için pazar günü 1,5 saat ütü yaptım. yine de bitmedi. ütü ve bulaşık kadar bereketli iş yok heralde.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat