Çarşamba, Haziran 15, 2005

suna bir bakin lutfen

http://mesafem.blogspot.com/2005/06/t-yaptm-bulak-ykadm-blog-oldu.html

'hayat rutininizden bize ne?insanlara birşeyler kattığını, bakış açılarını değiştirdiğini hadi bunu bir yana bırakın;size, sadece kendinize birşeyler kattığını dahi düşünmediğiniz birşeyi, çöplerinizi neden internete atıyorsunuz? '

Ne tuhaf degil mi sonsuz sekilde ozgur olmasi gereken bir alana dahi sinirlar cizmek istiyor insanlar. Birileri 'gercek' dunyadaki ne dusunecegimize, nasil ifade edecegimize dair kurallarina doyamiyor ki, burada da ne yazmamiz, ne yazmamiz gerketigini boyle kabaca ifade ediyor.

Bu kaba ifadelere ayni kabalikta cevap vermek kacinilmaz artik: OKUMAYIN EFENDIM!

15 Haziran, 2005 11:54, Blogger tipyedi boyle dedi...

yanlış anlaşılmasın; yazıda anlatmaya çalıştığım blog, msn veya icq gibi bir IM programı değildir. Indekslendiği için sorumluluklarımız var. İnsanlar google gibi yerlerde arama yaptığında istediklerine daha zor ulaşır hale gelecekler.

Kendi arkadaşlarınızla bir forum açabilir, msn'den yazışabilir veya irc gibi diğer "chat" kanallarını kullanabilirsiniz.

Ama "RUTİN" hayatınızla ilgili gelişmeler başkalarına veya size bir "KATKI" sağlamadığı sürece blog üzerinden yapılması usûl hatası olur. Yanlıştır.

 
15 Haziran, 2005 12:17, Blogger koray boyle dedi...

bahsedilen 'sorumlulugun' tanimini merak ettim ben. yoksa klavye basinda oturarak dunyayi kotulerden kurtarmak gibi seyler mi o sorumluluk?

insanlar google gibi yerlerde arama yaptiklarinda neyi aradiklarini biliyorlarsa herhangi bir bilgi erisimi guclugu cekmezler, cunku o yuzden onun adi arama motoru. tum bilgiyi veritabanina yigarak her arama icin geleni bu yiginin icine atmiyor, ne araniyorsa anahtar kelimeleri giriliyor ve arama motoru da sagolsun bize buluyor. bizden beklenen sey 'data mining' degil. arama motorunun vazifesi de icinde bulundurdugu bilgiden bize 'random' birini secip cikarmak degil; ha keza bizim vazifemiz de o rastgele cikanin beklentimize ne denli uydugunu gormek ve uymadiginda soylenmek degil. bugun utu arayinca utu, indeks arayinca indeks bulunuyor hamdolsun, teknoloji o kadar gelisebildi.

nihayetinde blog denen sey su veya bu degil bana ait bir karalama tahtasidir. sen indekslenmis harika bilgilerle doldurup dunyayi kurtarirsin bir sahane insan olarak, biz sefiller de burada utu yapar aksam evde beyimizi bekleriz hanimimizla film izleriz.

neyin bilgi oldugu kime yonelik bilgi olduguyla alakalidir: ben indekslenmis bilgiyi ansiklopedilerde de bulabiliyor, entelektuel tartisma ihtiyaclarimi su veya bu mecrada giderebiliyor ve burada sadece 'siradan' olmak istiyor olabilirim ve benim diger yonlerimi bilen arkadaslarim, akranlarim icin benim 'siradan' yonumu gormek bir bilgidir. ayni minvalde halihazirda indekslenmis bilgi kaynaklariyla orulu dunyamdan basimi kaldirip gordugum kerameti kendinden menkul bilgi ve yorumlar ise coptur.

anlasiliyordur sanirim bilgi sozkonusu oldugunda neyin bilgi oldugunun ne kadar goreceli oldugu.

farkettiysen burasinin tamamen kisisel bir alan oldugunu, sadece 'ben istedigim icin' senin bunu gorebildigini ve gormek istemiyorsan iceri bakmaman gerektigini soylemeye gerek bile kalmadi.

sorular cok basit: her aralik perdeden iceri bakiyor musun? baktiginda gordugunun gercek hayat oldugunu nereden biliyorsun? ya iceride gercek hayat simulasyonu yapiliyor ve araliktan iceri bakilanlarin davranislari olculuyorsa? sence o zaman mi degerli olacak iceride gordugun?

 
15 Haziran, 2005 12:20, Blogger *bewitched* boyle dedi...

Hak ve özgürlükler ve kısıtlamaları, yetki ve sorumluluk... Galiba Hukuka Giriş dersi almış her Türk evladının yakinen tanıdığı kavramlar bunlar. Yalnız, temel hak ve özgürlüklere -bkz. burada mevzu bahis olan ifade özgürlüğüdür- kısıtlama getirilmesi konusuna diğer birçok konuda oldukça kısıtlayıcı olduğu yadsınamayacak Anayasa bile bu kadar katı yaklaşmıyor. (Sevgili Tipyedi beyciğim, biraz tiyo aldım sizin "profil" sayfanızdan... Industry: Law yazmaktaydı zira, o yüzden biraz daha mesleki bir yaklaşım getirelim şimdilik :))

Rutin hayatlarımızdaki gelişmeler belki birilerini hiç mi hiç ilgilendirmiyordur, doğrudur. Ama herkesin yazdıklarımızı okumama özgürlüğü bakidir. Bir de, ister inanın ister inanmayın insanlar birbirleriyle rutin hayatlarını paylaşmaktan haz duyabilir bazen. Evet, şimdi biraz da duygusal olarak yaklaşırsak olaya... Bence yazın kişiseldir ve sadece yazanın arzusuna bağlıdır. Zaten herkesin hoşlandığı şeyler de farklıdır. O yüzden herşeyin üzerine bir de hayatımızın bu minik özgürlüğünü kısıtlamalarla doldurmak... İşte bana göre de bu "yanlıştır".

 
15 Haziran, 2005 13:41, Blogger shahika boyle dedi...

Gecenlerde tv'de, arama motorlarinin nasil amaca uygun kullanilacagini anlatan bir program gösterdiler. Olayi cözdüyseniz, istediginiz bilgiye, "cöplerle" ulasmadan ulasmanin yolu 3-4 saniye sürüyor. (Yaziyla alakasi olmasa da, katki olsun dedim)

Simdi bir de su var, 3-4 gün sonra arama motoruna ütü yazsam karsima Deniz'in yazisi gibi, Tipyedi'nin de ütüyle ilgili arastirmama pek bir katki saglamayacak yazisinin cikmasi kuvvetle muhtemel. Simdi hangi sorumluluktan bahsettik biz?

 
15 Haziran, 2005 13:53, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Benim çok sevdiğim bir huyum var; herhangi birisi bana göre makul , ve mantıklı olmayan bir söz veya iş yapıyorsa , o iş veya söz ile hemen alakamı keserim. Odadan çıkarken lambayı söndürmek gibi.
Canımın sıkılmasına hiç müsaade edemem doğrusu. Çünkü dünyada zaten can sıkıcı bir çok şey var zaten.

 
15 Haziran, 2005 15:42, Blogger tipyedi boyle dedi...

savunma refleksiyle demogoji yapmayacağım.

öncelikle taktir beklerim; bu yoğun iş gününde tek tek yazdıklarınızı okudum. akabinde tesadüf işte kurumsal iletişim müdürü wsj'den bir makale gönderdi bloglarla ilgili. onu okudum. der ki;

Some bloggers aim to compete with newspapers and other traditional media. Others just want to inform or entertain small groups of friends.

Bildiğimiz şeyler. Devam edelim..

The only thing Blogger lets you select is whether or not you want your blog listed on the company home page or in search engines.

(bu bir çözümdür)

derken wikipedia'yı kurcaladım. blogların bir günlük, bir gazete veya bir kurumsal bildiri gibi geniş alanlarda hizmet verebileceğinden dem vurmuş.

bir defa şunu vurgulamam gerek. ismen bu sitede gördüklerime binaen yazmış değilim. akşam bir linkten linke turun akabinde damakta kalan tat misali bir yazı oldu. buradaki gönderinizi ise statcounter'de siteme gelenler istatistiklerinden farkettim. bu konuda görüşlerini beklediğim ahali 2002'den beri takip ettiğim bildirgeç sitesiydi. oraya da yazdım zaten. sükut ettiler ikrardandır dedim.

bir defa koray'ın salt eleştirel yaklaşımını duygusal buluyorum. savı, eleştrileri ile zaten paradoks oluşturuyor. blog madem kişisel ve madem yazılanlar kişiyi bağlıyor benim yazdıklarıma tepki niye. bu çok uzar.

tepki beklemiyorum demiyorum yanlış anlaşılmasın. tepki olsun ki tartışılsın bir yanlışım varsa düzeltmiş olayım.

tezim çok basit: madem blogger google'ın hizmeti, burada yazan herşey indekslenecek. yani tüm aramalarda görünecek. herkesçe görünmesini istediğiniz birşeyler yazıyorsanız sadece sizi ilgilendiren bir durum olması karşı tarafın zaman kaybetmesi anlamını taşır ki bu da ona yapılmış bir haksızlık olur.

etik olarak böyle. yoksa herkesin hür olduğu bir ortam. bende çin hükümeti değilim, sizler çinli değilsiniz. herhangi bir yaptırım gücüm yok. fikir beyan ediyorum.

herkes özgür yazıları okumasın demek sizce mantıklı mı? bu yüzden mi blog kardeşliğine üye oldunuz. insanlar okumasın. çünkü biz kendi halimizde bir friend blog chain'i oluşturduk.

bence dediklerinizde samimiyseniz yaptıklarınıza yansıtmalısınız.

1. blogger ayarlarından indekslemeyi önleyebilirsiniz.

Tema kısmından girip head bölümüne;
meta name="robots" content="noindex,nofollow" yazısını büyük-küçük işaretleri içinde ekleyebilirsiniz.

2. blogkardeşliği gibi yerlerden çıkarsınız.

bakınız yine bu dediklerim talimat gibi algılanmasın rahatsız oluyorum. sadece kişisel düşüncelerim. yoksa sitenizin işe yaramaz olduğunu söylemiş değilim. yeniden vurguluyorum sadece çok özele ve rutine girdiğinizde ortaya çıkan şey bilgi çöpüdür. bunu üreten sadece sizsinizde demiyorum. yazımı kendime de yazdım.

 
15 Haziran, 2005 15:59, Blogger e boyle dedi...

haddinden fazla kibarsın deniz!

 
15 Haziran, 2005 16:04, Blogger tipyedi boyle dedi...

şunu okumanızı özellikle tavsiye ederim. bu düşüncelere ilk kapılan kişi ben olmamışım.

 
15 Haziran, 2005 16:04, Blogger koray boyle dedi...

o yogun is gunu herkesin yogun is gunu. biz cop yazarlari da isi gucu olan insanlariz.

su alintilardan baslayayim. alintilardan sonra "bu bir cozumdur" demek ne? neyin cozumu? ortadaki sorun ne?

blogger google'in bir hizmeti olmadan once de vardi, madem isin tekniginden girdik. google blogger'i satin almadan once de indeksliyordu yani bu minvalde zerre kadar degisen bir sey yoktur. ayrica ben internet uzerinde adi www.burasibizimsayfamiz.com adresini alsam ve oraya yazsam da indeksleyecek. ben sitemde gizli bilgi yayinlamadigim, yayinladiklarim ticarid eger arzetmedigi surece de web crawler servisini devre disi birakmayi dusunmem. nedeni cok basit orada yazdiklarim bir baskasinin isine yarayabilir ki bizim ornegimizde burada yazilanlar birilerinin isine yaramistir. hala neyin bilgi oldugunu tartisiyoruz burada ki ben en cok buna uzuluyorum. eli klavye tutan uc bes satir bir seyler karalayabilen herkesin bilgi denen seyin ne oldugu hakkinda, bilginin goreceligi hakkinda fikri olmalidir ve bu 'nitelikte' insanlarin kendilerinde, birilerine bir tur bilgiyi yayinlamama onerisi getirmeyi (ve yayinlananlara cop demeyi) hak gorebilmelerine hayret ediyorum.

bilginin kutsalligina inanan birilerinin once bilgiyi nasil arayacaklarini bilmeleri gerekir. kalkip burada kimseye arama motorlari nasil kullanilir, 'boole operatorleri' nelerdir diye ders verecek degilim (ipucu: google'a sorunca soyluyor) burada bahsi gecmis utu kelimesinin utu arayan birinin aramasini engelleyecegini dusunmek ve bunun o kisinin hakkini gaspedeceginden dem vurmak nasil bir yaklasimdir? ben utu tabanlarinin tribolojik ozelliklerinden bahsetseydim, utulerin icindeki termostatik bimetal elementlerin malzemelerini anlatsaydim da utu markasi arayan birisi aradigini bulmakta gecikecekti. bilgi erisimi icinde boyle sacma bir mantik yoktur, arama tekniklerini bilen herkes aradigina cabuk ulasir, bunlari bilmeyenler de dolanip dururlar. bu internette de boyle, kutuphanede de. sirf bu yuzden 'arastirma teknikleri', 'metodoloji' diye dersler var universitelerde ve bu bizim bahsettigimiz utuden bagimsiz.

bu nedenle ortada bir tez bile yok ki tezimizde samimi olalim? neymis o tez, biz arama kanallarindan cikacagiz mi demisiz, cikmamiz laizm mi demisiz, nerede demisiz ben goremiyorum? hele once 'bilginin rolatif algilanma arizasi' disinda neyle derdiniz oldugunu bir anlasak da ona gore cevap versek. boyle geveleyerek konuyu olmadik yonlere cekmek de insanlarin degerli vakitlerini caldigi icin etik disi, hadi buyrun bakalim.

 
15 Haziran, 2005 16:11, Blogger Deniz boyle dedi...

Tipyedi bey,

1- Mesgul is gununuzu buna ayirmaniz kendi tercihiniz, bu cok buyuk bir lutufmus gibi yansitmaniz pek tuhaf. Kendi vaktinizi benim yazdiklarmi okuyarak gecirmeniz sizin karariniz, burada takdir ('d' ile yazilir eger 'imbikten cekmek' demek istemiyorsaniz) edilecek hicbir sey goremiyorum.

2- Yazdiklariniza gosterdigim tepkinin nedeni icerik oldugu kadar ifade edis bicimidir de. Yukarilardan bir yerlerden Allah kelami kivaminda 'bu bilgi degerlidir bu degildir' minvalinde laflar etmek yerine 'bunarin boyle yan etkileri de var' deseydiniz yine tepki gosterirdim ama en azindan kaba oldugunuzu soylemezdim. Blogum elbette kisisel, onun icin ben su veya su kisinin yazdiklari coptur boyle seyler yazmayin cinsinden cagrilar yapmiyorum burada, yapildigi zaman cevap vermem de ayni sebepten -kisisel bir seye cevap verdigim icin- dogal.

3- Yazdiklarimi indekslemem icin once sizin gerekli ve gereksiz bilgi kriterlerinizi kabul etmis olmam gerekirdi ki, bu konuda dusunduklerimi acikca yazdim. Lutfedip o cok kiymetli vaktinizi ayirip yazdiklarimi okudugunuza gore bunu da gormussunuzdur herhalde.

4- Blog kardesligi okunmak amaciyla oldugu kadar okumak amaciyla da var. Turkce bloglardan haberimin olmasi icin faydali bir arac oldugunu dusunuyorum, hosuma gidenleri okuyorum, gitmeyenleri okumuyorum. Tutup da edebi hezeyanlari olanlari, benim kriterlerime gore kotu veya gereksiz bilgileri verenleri topa tutmak yerine o pek faideli 'next blog' tusunu kullaniyorum.

5- Soylediklerinizin talimat gibi algilanmayacagi konusunda musterih olun hic oyle bir niyetim yok zaten.

 
15 Haziran, 2005 16:16, Blogger SuGibi boyle dedi...

ya kısacık bi sorum var. 'bi siktir git' demenin kibar bi yolu varsa bana söyleyebilir misiniz? zira midem bulanıyor uzun cümleler kurmakta zorlanıyorum.

 
15 Haziran, 2005 16:59, Blogger tipyedi boyle dedi...

yorumumda kendime yazıyorum diyorum. çöp çıkarma, hayatını çöplerle doldurdun zaten diyorum. bu kadar alınmanızı yaşınızla bağdaştırıyorum.

gönderdiğim linki okudunuz mu? wiki'nin blogger manifestosu.

"Nobody Gives a Shit about What you Had for Breakfast"

işte bu söz kabadır.

1995 yılından beri internetle iç içeyim. işimlerimi internetten görüyorum. son zamanlarda querylerimin sonuçları çöple (buna yabancılarda garbage diyor) dolmaya başladığından bu bilgiyi çöp diye adlandırıyorum. masaüstünüzdeki delete tuşuna bastığınızda dosyaların gittiği çöp kutusundaki çöp.

size çürümüş, kokuşmuş şeyler yazıyorsunuz demedim. kimseye demem de.

global bir şirketin bir yöneticisinden size iki çift tavsiye. bu egoyu kırın, tartışmaya açık olun, empati yapmaya çalışın. yoksa hep başarısız olursunuz.

küfür eden arkadaşa pek söyleyecek sözüm yok. tartışıyoruz şurada, yangına körükle gidip bonus kazanayıp diye yaptığınız çok ayıp.

 
15 Haziran, 2005 17:01, Blogger tipyedi boyle dedi...

bu arada düzeltme: taktir t ile yazılır. bkz. tdk

 
15 Haziran, 2005 17:18, Blogger koray boyle dedi...

dunyaca unlu bir bilim adamindan sana bir tavsiye tipyedi: bunun egoyla eshotla falan alakasi yok. cok acik secik sekilde yazidgin yazi hedefi belli olacak sekilde hakaretane yazilmis bir yazidir. biz de burada ve orada sana cevap verdik, senin bilgiyi algilama arizandan basladik degerlendiremeye ve nihayetinde baskalarina neyi yazip neyi yazmamalari gerektigini soylemek gibi hiyarca bir is yaptigin icin seni kinadik (sana hiyar demiyorum, yaptigin ise diyorum. nasil guzel mantik degil mi?)

turkiye'de internet yokken ben internetteydim, internette gecirilen sure bir seyin olcusuyse eger. internetle tanisik, birlesik gecirdigim yillar icinde arama tekniklerinden haberdar olmayan yuzlerce insanla karsilastim ama adam gibi arama yapmayi beceremedigi/bilmedigi icin aradiginin haricinde karsisina cikan her seye cop diyene rastlamamistim.

bak sana kisaca anlatayim benim egosunu ehlilestirmis, empatisever, uluslarasi sirket yoneticisi arkadasim: senin garbage dedigin sey sen onu aramadigin icin garbage. ben de seni aramiyordum misal ama ciktin bir yerden ve bu seni -ben seni aramadigim icin- garbage yapar. ama ben sana git yok ol diyor muyum bu yuzden? bilakis ciddiye alip bir de ustune cevap yaziyorum ki bilgi algindaki arizanin farkina var, bu arizaya dayandirdigin yargilarindaki sacmalik ve haddini bilmezlikten vazgec diye.

bak sana bir sey diyeyim mi wiki'nin blogger manifestosunun insanlarin kahvaltilari hakkinda ne dedigi de bizim umrumuzda degil. neden biliyor musun? burayi annem de okuyor ve kahvaltim onun umurunda.

 
15 Haziran, 2005 17:29, Blogger SuGibi boyle dedi...

benim de kendimi ifade etme şeklim bu. ne bonusu hem. neyin bonusu. bi bonus varsa blogunuz bugün hiç okunmadığı kadar çok okunmuştur bonusunu siz kazandınız. hakarete başlayan da sizsiniz. kimse sizi dürtmedi. dozajı fazlalaşınca mı rahatsız etti.
ayrıca böyle bir konuda bile gayet alakasız şekilde mevkiinden bahseden biri için egonuzu yenin demek hakatten ironik. buyrun tartışın. önünüzden mi aldık.

 
15 Haziran, 2005 17:32, Blogger tipyedi boyle dedi...

cok acik secik sekilde yazidgin yazi hedefi belli olacak sekilde hakaretane yazilmis bir yazidir.

sevgili çok ünlü bilimadamı arkadaşım. ne sizi tanırım, ne sitenizi bilirim/takip ederim. gece linkten linke atladım. aklımda kalanlarla bunları yazdım. hala size neden hakaret etmek istediğimi düşünüyorsunuz.

ilk yorumumu okuyun lütfen. yanlış anlaşılmama kaygım var.

ilk yorumumun içeriğinde ısrarcıyım. ama bu sizin blogunuz. istediğinizi de istediğinizi yazabilirsiniz. bence yanlış, sizce doğru. sorun yok!

bak sana bir sey diyeyim mi wiki'nin blogger manifestosunun insanlarin kahvaltilari hakkinda ne dedigi de bizim umrumuzda degil.

en başta bana cevap olarak bunu vermeniz yeterliydi. teşekkürler!

 
15 Haziran, 2005 17:46, Blogger koray boyle dedi...

bazen insanlarin okuduklarini anlamadigini dusunurum, buguna artik emin oldum:

"hayat rutininizden bize ne?
insanlara birşeyler kattığını, bakış açılarını değiştirdiğini hadi bunu bir yana bırakın;
size, sadece kendinize birşeyler kattığını dahi düşünmediğiniz birşeyi, çöplerinizi neden internete atıyorsunuz?"


sen kalk bir yeri isaret ederek oranin iceriginden alintilarla bu sozleri yaz, biz de sana cevap vermeyelim degil mi? gercek hayatinizda hasbelkader bulundugunuz konum nedeniyle -oyle ya yasiniz buyuk, pozisyonunuz yuceymis- birileri sizin her dediginize cevap veremeyebilir ama ise bakin ki biz bizden bahseden ve hakir yazialara cevap veririz genellikle. hayir bu sana munhasir degil ha yanlis anlama, kim olsa bunu yapiyoruz, seni ayrica ciddiye aldigimizdan degil hak gecmesin maksat.

senin o israrci oldugun, bizim yazdiklarimiz cop diye nitelendiren yorumun uzerine zaten tum tartisma. ama sen nasil curet ediyorsun bilmiyorum insanlara "onu yazma" "bunun indekslenmemesini sagla" falan gibi seyler soylemeye onu hala anlayabilmis degilim.

1- bilgi nedir? bunu dusun. cok istiyorsan wikipedia'ya sor

2- bilginin tanimina eristikten ve bunu iyice idrak ettikten sonra baskalarina bilgilerini ne ypip ne yapmayacaklari konusunda ahkam kesmenin hayatin neresine denk dustugunu dusun

3- koca mecrayi sahiplenmek de neyin nesiymis bunu da dusun. bloggerin her bir sayfasinin bir digerinden farkli mecra olup olmadigini bir idrak et bakalim

4- yazdiklarin icinde tutarlilik nasil saglanir bunu dusun. aslina bakarsan bunu dusunme, pratik yap; kisisel bloglari okumakla baslayabilirsin mesela. "tepkileri gormek istedim" deyip tepki veren insanlara yalaka demek, akabinde tepkileri gorunce gordugun tepkilere makul cevap vermeyerek insanlarin vaktini calmak ne kadar etikmis bunu dusun.

biz de sen bunlari dusunurken caner'le bulusacagiz simdi. aksamlari is cikisinda birer sigara tellendirmeyi seviyoruz. caner berberden cikmis, cok bekletmemek lazim simdi onu (kapis?)

 
15 Haziran, 2005 17:52, Blogger Deniz boyle dedi...

Tipyedi bey, (bakin hala siz ve bey seklinde hitab ediyorum sizin 'sen'lemenize ragmen) global bir sirket yoneticsinin bugun mesaisinin en az iki saatini benim yazdiklarima cevap vererek gecirmesi ne korkunc, hakikaten yonettiginiz sirketi dusunp uzuldim. Tavsiyelerinizi istemedigimi acikca blirtmistim. Lutfen, uzak olsun tavsiyeniz. Ne bilginin ise yarar olmasini olcme ehliyetiniz ne de benim empati seviyemi tartisma hakkiniz yok. Daha anlasilir bir sekilde derdimi ifade edebilmisimdir umarim. Evet, cekilebilirsiniz.

 
15 Haziran, 2005 18:04, Blogger tipyedi boyle dedi...

bloguma gelip

"Koray said...

suraya da bir bakmakta fayda var. direkt hedef alindigi asikar bir yerden gelen cevaplarin kaale alinmamasi dusunulmemeli:"


denmesine binaen sitenizde yazılanlara cevap vermeye başladım. şimdi de neden geldin edebiyatı yapmayın lütfen.

aslında harcadığım 2 saat sadece "size söylemedim neden bu kadar alınıyorsunuz" ve "bilgi çöpü mutfak çöpü değildir" üzerine olsaydı çok üzülürdüm. ama bu bilgiler internette indekslenecek ve bildirgeç'ten link verdim.

blogların bir anda gündeme girmesinden mütevellit bundan sonra bu işin bir manifestonu olmalı düşüncesine kapılanlara bir fikir verecek burada yazılanlar. müstakbel faydasından dolayı harcadığım iki saate çok aldırmıyorum.

 
15 Haziran, 2005 18:21, Blogger Deniz boyle dedi...

Beyefendi, buyuk harfle yazarsam daha anlasilir mi olur acaba dediklerim? Elbette ki istediginizi dusunmekte sertbestsiniz, benim de serbest oldugum gibi, ama kriterler yaratip da buna gore hedef gostermek olunca konu, isler degisiyor bu bir.
Buraya gelmek ve yazmak elbette ki tartisilmaz hakkinizdir, bloggerin henuz kayitli kullanicilarin icinden sadece tanidigim kullanicilarin yorumlarini alma ozelligi olmadigina gore. Yalniz is bu bilginin gerekliligi tartismasindan cikip da sizin ne mesgul ve ali bir kisilik olmaniza, bu nedenle agziniza geleni soyleyebileceginize, benim de genc oldugum icin soylediklerimin empatiden yoksun ve hatali olacagina gelince, bunu uzerine de -nerden bu hakki kendinizde goruyorsunuz bilmiyorum ama- bana 'arkadas' diye hitab edip bir de 'tavsiye' verince degisiyor.

Buyrun sabaha kadar hangi bilginin gerkli olup olmadigina dair tartisalim, benim icin hava hos, yonetmem gereken global bir sirket olmadigindan vaktim bu duzeyde bir tartismaya daima var. Bana basogretmen gibi yaklasan birinin istemedigim tavsiyelerine vaktim yok ama.

Ben bloglarin konsept limitleri oldugunu, sizin de bu limitlerin yilmaz bekcisi gorevini ifa ettginizi sanmiyorum. Ben kisisel blogumda istedigimi yazarim, bu bilgi birilerinin isine yariyor, yarayacak, bunu onaylamak zorunda degilsiniz.

Umarim daha acik olmustur.

 
15 Haziran, 2005 18:59, Blogger koray boyle dedi...

allahtan bloglara eklenen yorumlarda time-stamp denen bir sey var; neyi ne zaman yazdiginiz yazdiklarinizin altinda duran tarih-saatten kimin ne zaman ne yazdigi oradan anlasiliyor. yoksa "bloguma gelip yorum yapilmasina binaen sitenizde yazılanlara cevap vermeye başladım" diyen birinin yalan soyledigini nasil kanitlayabilirsiniz ki? yalancilik kotu bir huydur tipyedi, adami bokyedi yapar, carpar.

(cok arama; bu baslik altindaki ilk yorumunun saatine bak, bir de akabinde senin sayfanda benim yaptigim ilk yorumun saatine bak yeter)

 
15 Haziran, 2005 19:57, Blogger tipyedi boyle dedi...

tekrar yazıyorum. sabahtan statcounter'de sizden gelen iki kişiyi görünce bize link veren yeni bir blog sanıp girdim. tepkiyi görünce hem şaşırdım hem alındığınız için üzüldüm. dediklerimle ilgili açıklama yazma ihtiyacı hissettim. çünkü sitenizi okumadım. belkide bir boş yazıları vardır o yüzden alındılar dedim.

sonrasında stratejik toplantı, aylık seyahat planları vs. bunaldım, hadi bir bloga gireyim dedim ki döktürmüşsünüz. üstelik beni de sitenizde cevaba davet etmişsiniz. sonra olaylar gelişti..:))

siteniz başkalarına değil size bile bir fayda sağlıyorsa -hala okuyamadım ama bugün mutlaka bir ara bakacağım- alınmayın, sözüm size değil (yazımı okuyun).

insanlar sizi seviyor ki siteniz ziyaret ediliyor. "enschede sitesindeki yazılar çöptür" dedim mi yazımda. ütüler, bulaşıklar, saç kestirmeler, kafayı bulmalar mail ile atılmalı arkadaşlara dedim.

tuttu biride küfür etti. en çok ona şaşırdım.

 
15 Haziran, 2005 20:26, Blogger koray boyle dedi...

hani bir tartismanin nasil icine edilir, tartisma etigi denen sey nedir ne degildir diye sorsalar "iste bunlari yapmayin" diye senin yazdiklarini gosterecek kadar oldun.

konu ortada dururken sagindan solundan dolasmanin ne anlami var? ne anlatmaya calisiyorsun, derdin ne, nereye varmaya calisiyorsun belli degil.

butun mesele son sozu soylemek mi yani bir tartismada? son sozu soyleyince hakli mi olunuyor? asena cok mu memnun saniyorsun hayatindan da durmadan kiviriyorsun?

iste bunlar da cevabi merak edilen sorular ve gariptir ki bu cevaplar bile bilgi diye adlandiriliyor. ha bu bilgi sadece internet ortaminda nasil insanlarin yazi yazdigini gormeye yariyor sadece, olsun o da yeter.

 
16 Haziran, 2005 00:56, Blogger Kâzım Mızrak boyle dedi...

Öncelikle Herkese Merhaba,

Güzel bir tartışma ortamı oluşmuş burada dostlar. Her iki taraf da kendi adına, bir şeyleri sorgulayarak anlamaya çalışıyor ki; epey bi hararet kazanmış münazaranız.

Fikir ve düşünce mücadeleleri hep böyle hoşuma gider. Kendimi Ali Kırca'nın "Siyaset Meydanı" programında sandım biran.

Yorumları sonuna kadar heyecanla okudum; acaba hangi taraf düşüncesini en iyi şekilde savunmuş, kendisini ifade edebilimiş diye.

Lakin sonunu pek yakalayamadım doğrusu, galiba boş bir konu üzerinde durmuşsunuz; bir sonuç çıkartamadığınıza göre.

Ben de kutudan şöle siyah-beyaz bir ütü çıkar diye bekliyordum, tüh! Rahmetli Cenk KORAY'ı da anmış olalım böylece :)

Sevgilerimle,
Kazım Mızrak

 
16 Haziran, 2005 01:12, Blogger Kâzım Mızrak boyle dedi...

ve Merhaba Deniz,

Ben sizin blogda ilk kez yazıyorum. Şu EDEBİYAT ve HEZEYAN konusunu pek anlayamadım. Yazında söz gelimi örnekleme yaptığına inanıyorum ama, bazı dostlarımız bu ifadeden yanlış anlamlar çıkartarak üzülebilirler.

Net bir ifade kulanmamışsın yazında: Edebiyatı dilbilgisi yönünden katledenleri var; duygusal sorunları olup çaresizlikten saçmalayanları var; bunalımda olanları var; kültür yoksunu denyoluk yapanları var; saçmalamayı kendisine vazife edinmiş olanları var. Var oğlu var!

Yoksa sanatsal edebiyatı hepten hezeyan olarak mı görüyorsun? Anlamadım ve anlamak istiyorum.

Sen yanlış biliyorsan ben sana kullanman gereken ifadeyi izah edeyim; ben anlayamamışsam sen bana yanlışımı söyle!

Keşke bu ifadeyi kullanmamış olsaydın, pek şık durmuyor yazında.

Dediğim gibi, burada edebiyat adına yazı yazan insanlar için; ne ölçüde bunalımlı olsalar da, onları hezeyanlı olarak görmemiz ya da itham etmemiz bize yakışmaz.

Sevgi ve Selamlarımla,
Kazım Mızrak

 
16 Haziran, 2005 01:17, Blogger yEşiL boyle dedi...

tipyedi'nin yazilarini okudumda biraz süphe icine düstüm, acaba Ersan Özer mi (Aksam Gazetesi'den?!

 
16 Haziran, 2005 09:10, Blogger SuGibi boyle dedi...

tutup küfür eden olarak cevap vereyim. şaşırmayın tipbey. her tipten insanla karşılaşmak mümkün oluyor internette. siz nasıl tutup abuk subuk argümanlarla insanların yazdıklarına gereksiz hatta sonradan kıvırsanız da çöp diyebiliyorsanız biri de tutup size siktir git diyebiliyor. bu blogun sahipleri sizinle uzun uzun tartışacak kadar sabırlı ve kibar olabilirler ama ben değilim. kısaca özetledim duygularımı. ama siz sakın bu yolu denemeyin ne mevkinize uyar ne de sonradan kıvırma ihtimaliniz olur.

 
16 Haziran, 2005 09:13, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Hayatim boyunca kufur edemedim. Hatta cok bilinen uc harfli seyi bile soyleyemem ben. Ama bazi durumlarda bu huyumu hic sevmiyorum. Size ne kardesim biz istedigimizi acitigimiz ve bize ait olanda yazariz. SİZENE!!! Su benimde midem bulaniyor hastaliktan ama artik baska seylerden de!! O kelimenin kibarcasini bilen varsa banada ogretsin bu aralar bolca ihtiyacimiz olacak nasilsa! Koray agzini yorma ama yinede bu kadar yordugun icin tesekkurler duygularimiza tercuman oldun :))

 
16 Haziran, 2005 10:26, Blogger Zafer (Zoti) boyle dedi...

Yorumları okuyunca sadece nedir bu şiddet bu celal şeklinde bir yorum yapabileceğime karar verdim. Sanırım yukarıda adı geçen arkadaşların genelinde bir tahammülsüzlük var. Çok bilmişlik yapmak için söylemiyorum, değilim, aman alınmayın. basit bir konuyu tartışırken işi ağız dalaşına çevirme bizim insanımıza has bir özelliktir. Ama sonuçta "BANA NE" di mi?

 
16 Haziran, 2005 15:59, Blogger YesilErik boyle dedi...

Sevgili Zzzz, buradaki tartismaya agiz dalasi demek biraz haksizlik olmuyor mu? Karsilikli argumanlar gitmis gelmis, bir yere varilamayinca sinirler biraz gerilmis. Cok dogal degil mi bu? Tahammulsuz olsalar neden bu kadar nefes tuketsinler?

 
16 Haziran, 2005 16:19, Blogger Zafer (Zoti) boyle dedi...

Şunun için söyledim, yorumlar başta iyi giderken bir yerden sonra ilk cümleler sen böyle dedin ben siz dedin sen demedin, dittir git şeklinde atışmalara dönüştü bu da pek hoş kaçmadı buradaki insanların sinirlerine hakim olacak kadar erdemli olduğunu düşünüyorum ama birazcık karşı fikirlere tahammülsüzlük var sanki. Yine de kendimi düzelteyim kimseyi yargılayacak bir düzeyde değilim fikirler çatışabilir ama insanlar çatışmamalı, sevgiler

 
16 Haziran, 2005 16:31, Blogger Deniz boyle dedi...

Sayin ZZZ,
Bugun bu konuda artik yazmayacagima soz vermistim ama birseyi aciklamakta fayda var. Durumu bir anda ateslenen bir tartisma (yani sizin agiz dalasi olarak gordugunuz seyi ben tartisma diye adlandirmayi tercih ederim, ortada bir arguman var ne de olsa) olarak gormeniz son derece normal, karsi taraf kendisiyle celisip kendini kaybettgi, bir de sahsa saldirdigi butun yorumlari dun silmis cunku. Yani sizin gordugunuz tartismanin sadece bir kismidir efendim, onun icin boyle bir tuhaflik gormeniz normaldir.

Son olarak yorum okurken kimin hangi lafi ettigine dikkat etmek daha dogru genellemeler saglar insana, zira enschede havadisleri'nin iki yazari da karsi tarafa kufur etmemistir. Ben kendisinin butun 'samimi'hitaplarindan ne kadar rahatsiz oldugumu gostedikten sonra boyle bir davranis gostermem elbette.

 
16 Haziran, 2005 16:34, Blogger Deniz boyle dedi...

Son olarak, bu konunun artik kapanmasini sitedigim icin bu postun yorum kismini artik kapatiyorum, okumayi bilen icin kendimi ve derdimi yeterince acikladim cunku. Sonradan okuyanlar icin bir tek notum var: Ortada tutarsiz oldugunu dusundugunuz seyler varsa, lutfen bu tartismanin bir kisminin silindigini unutmayin.

Haydi bakalim.

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat