Pazartesi, Haziran 27, 2005

Eyvanina vardim- Enschede Ozel

Eyvanina Vardim diye bir program vardi eskiden televizyonda, ablamla anira anira gulerek izler eglenirdik. Davullar, zurnalar, folklor giysileri ve tuhaf bir dekor icinde bir tur talk show’du yalnis hatirlamiyorsam.

Zaten keyfim yok, aklim bir yandan evde, ablamin nisaninda olmayacagimi dusundukce icim sizliyor, IND sinirlerimi bozuyor....Cuma aksami hava 33 derece, nemlilik %800 lere ciktigi icin Koray’la bu boyle olmaz, Cuma aksami bu havada evde oturulmaz, vakit sehre gitmek, meydanda bir yerde yayilim witbier icmek vaktidir diye dusunurken Caner pasa ve arkadasi da katilmak istediler bu eglenceye, saat sekizde bulusuruz dedik.

Evden cikip yurumeye baslarken durumun tuhafligini farkettim, birakin adim atmayi, nefes alirken bile sakir sakir terliyor insan, etraftaki kadinlar ve adamlar mumkun olan en minimal sekilde giyinmis, kendilerini sokaga atmis. Etrafta kalabalik var, insan var. Hele ki sehir meydanina vardik ki ne gorelim, international markt denilen hadise baslamis bile.

Bizim akilli belediyemiz, Avrupa Birligi'nden nefret eden bolge halkina ‘sizi besleyen eli isirmayin’ mesaji vermek istediginden mi, Euregio paralarini harcayacak yer bulamadigindan mi (ne de olsa sehirde restore edilecek bina, yeniden yapilacak yol kalmadi, AB’den aldiklari para hala bitmedi) uc gunluk bir etkinlik organize etmis, sehrin sokaklarini cesitli ulkelere tahsis etmis, o ulkeden gelenler tezgahlarini spesyalleri ile doldurmuslar, satis yapiyorlar.

Buna bir de folklor festivalini eklemis, sehrin ortasindaki kocaman meydanda uc gun boyunca dans gruplari cikartmis, Enschede’de ne kadar bando, muzik grubu varsa onlari da gezici hale getirmis ki etrafta devamli muzik, hareket, bisiler olsun. Eyvanina vardim, bizim orada cekiliyormus gibi bir goruntu var etrafta yani.

Benim o parma jambonlarini gorunce gozum donmustu aslinda ama Cuma gunu cok uzun uzadiya bakamadik, oturduk Irlanda barina, ictik ictik, muhabbet ettik. Kalabalik bir yerde uzun sureTurkce konusunca bir yerden sonra (belirli miktar ickiden mi demeliyim ya da?) herkes Turkce konusuyor saniyorum ben. Cuma aksami da bir anda kemence sesleri duyunca, hah dedim, sarhos oldum yine. Megerse bir tek ben duymuyormusum, festivalin acilisini bir takim laz usaklari ve kizlari tepinerek yaptilar, ben cok gerilerde oldugumdan sadece sicrarlarken gordum ama sarhos Hollandalilar cok eglendi, eslik etmeye bile kalkti.

Belirli miktar ictikten sonra De Muur sirasini gorunce olayi biraz daha iyi kavradik. Butun sehir, hatta civar Alman koylerindeki herkesler o gece Enschede’ye akin etmislerdi herhalde ki Caner sarhos Almanlarla cene caldiup uzuun sirayi beklerken. Kizarmis tavuklarimizi alip, gecenin o saatinde hala hava cok sicak oldugundan parkta oturup biraz daha konustuk, sonra artik surunerek yataga gittik.

Cumartesi sabahi korkunc bir gokgurultusu ile yerimden sicrayarak uyandim. Tufan kivamindaki yagmur iki saat durmadan yagdi, kahvalti ettik biz de bu arada, sonra artik yeter gayri diyerek yine sokaga attik kendimizi, muhtesem indirim sezonundan faydalanma niyeti ile. Allah icin faydalandik da, ama ben ‘erkekler ve alisveris’ konusunda ayri bir yazi yazarak bu durumu anlatabilirim ancak . Esas olay bir gece evvel gozumu donduren parma jambonlarinin az otesine gidince oldu. Aman o ne oyle? Dev izgaralar kurmus Almanlar bira ve sosis servisi yapiyor bir yandan, ote yandan Avusturyalilar tezgah acmis, beri yandan Ingilizler recel satiyor, fudge satiyor. Kendimi kaybettim kisa bir sure yiyecek ve icecek bollugundan, bir yildir bu kadar neseli olabilecegini saklayan sirin koyumuze serzeniste bulundum (hay su kelimeyi de kullandim, olsem gam yemem artikin) Avrupa Birligi’nin ne mene guzel birsey oldugunu dusundum, Almanca soru sorup Italyanca cevap alan Hollandalilari izledim, sokak calgicilarini dinledim. Gecit resminde tezgahlardan yiyecek dilenen Brezilyalilara guldum, keyfim yerine geldi anlayacaginiz.

Aksamustune, sirtimizdaki cantalardan belimiz isyan edene, bacaklarimiz kopana kadar etrafta gezindik. Sansimiza hava sakin, saha elverisliydi. Eve gelince ne kadar yoruldugumu farkettim de oturdum. Oturmamla kafama binlerce dusunce usustu tabii, ablami aradim, nisan hakkinda son durumu alinca biraz rahatladim. Gece BBC’de G8 icin yaptiklari hos bir filmi izledim, ablamla bir daha konustum, uyuduk.

Pazar sabahi kendimizi tekrar sehre attigimizda Caner de geldi bizimle. Sehir meydaninda folklor gosterilerini izledik, Slovakyalilar mi, Italyanlar mi Brezilyalilar mi yoksa deve guresi mi daha iyi diye tartistik, Kova dolusu biralar ictik, guneste iyice gevsemis, rahatlamis, mutlu insanlari, kuduruk cocuklari seyrettik, gulduk de gulduk. Ben yirmi dakika icinde iki elbise bir bluz bakip, deneyip, alarak Koray ve Caner’i hayatlarin kabusundan hizla kurtardim. Dukkanda indirim zamani gozleri donmus tonlarca kadinin icinde cok korunmasiz, korkmus ve zavalli duruyorlardi, acidim onlara, kisa kestim.

Hep beraber eve donup korkunc bir program izledik TRT Int’de (evet, trt int izleyen tek insanlar bizleriz, biliyorum, ne yapalim yok bizim uydumuz) 9. Senfoni ismindeki ‘tartisma’ programi kanimi dondurdu yine. Cahil cuhelanin sacmalamalarina ibretle baktim, utandim.

Boyle bol eglenceli, neseli kahkahali ve renkli bir haftasonundan sonra simdi bugun bol bol calismak, eve gidip ev temizlemek, yemek pisirmek, bu hafta icinde oturum izni ile ugrasmak gibi bezdirici islemler var. Oyy oy, kolay gelsin ne olur. Herkeslerin tatile gittigi veya halihazirda tatilde oldugu zamanlarda calismak ne zormus!

27 Haziran, 2005 14:59, Blogger shahika boyle dedi...

:))) o eyvanli programi hatirliyorum ben. Karsimdaki yine ters ters bakiyor niye gülüyorum diye.

Burada receiver benzeri bir alet ve kablo yardimiyla, uydu antensiz, 5-6 tane türk kanalini alabiliyorsun. Aylik abonelik 5 euro filan, belki sizin orada da vardir öyle bir sey. Ama Hollanda'da bir sürü güzel kanal var, niye oturup türk tv'lerini izleyesin ki...

 
27 Haziran, 2005 15:22, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Bir kere trt int seyreden tek siz deiglsiniz bizde seyrederiz zaman zaman. Eyvanli yi bende hatirliyorum hatta studyonun bir kosesinde devamli yayik ayrani sallayan biri olurdu yanlis hatirlamiyorsam. :)

 
27 Haziran, 2005 15:27, Blogger Deniz boyle dedi...

Koyubeyaz, sen beni oldureceksin bir gun! Niye izliyorsunuz ki, bir ton kanal varken Turkiye'de? Hadi bizim alternatifimiz yok, sizin zorunuz nedir? Arada bakip da halinize mi sukrediyorsunuz yoksa:))

 
27 Haziran, 2005 15:32, Blogger ilber boyle dedi...

(ortaya karışık)
yine canevimden vuruldum,eyvanına vardım sayenizde.
hem kuzum siz neden alay ediyorsunuz folkorümüzle,ana sütü gibi ak kültürümüzle?
hollanda'dasınız diye dadaist misiniz nesiniz?
bang bang u shat mi davn ın remixini yapmışlar galiba..güzel...
eyvanına vardım da geldim
ikinci baharında doğdum
seda sayanımla duruldum
senfonilerle savruldum.
(ilk dönem yapıtlarımdan,koçaklama)

 
27 Haziran, 2005 15:58, Blogger YesilErik boyle dedi...

Festival deme bana Deniz :)

 
27 Haziran, 2005 23:16, Blogger beton boyle dedi...

Ben nedense hafta sonu yapacagin yemeklerde kaldim,Koraya cok selam.Tatil dönüsü alacaz sizi Berlin´e ona göre.Onun daha kafasini yeteri kadar sisiremedim.

 
28 Haziran, 2005 23:20, Blogger ilber boyle dedi...

koray,
şu papa-ny fıkra mıdır nedir?
bi anlatabilir misin?

 
29 Haziran, 2005 12:55, Blogger ilber boyle dedi...

koray teşekkürler.
(yorum kısmını meşgul ettim)

 
29 Haziran, 2005 13:23, Blogger koray boyle dedi...

rica ederim. hem yorum kismini mesgul etmek ne demek, byteina para mi saydik buralarin :)
(byte basina para alinmaya baslarsa yorum yaptirmayacan yani anlamini cikaran tas olur)

 
30 Haziran, 2005 13:26, Blogger e boyle dedi...

karnım acıktı yazıyı okuduktan sonra!

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat