Perşembe, Mayıs 19, 2005

amele yanigi senlikleri

Sabah bir on dakika Trt- Int te gordugum kadariyla 19 Mayis yine yurt sathinda Kuzey Kore- Nazi Almanyasi kivaminda, neseli torenlerle kutlanmis. Hey hey hey, yasasin beden terbiyesi!

Yillarca Sisli Terakki Lisesine vurmayan bu piyango bize vurdugunda ben orta okulun son sinifindaydim. A, B ve C subeleri olarak Nisan ayindan Mayis'in 19una kadar pazartesi, carsamba, cuma gunleri provaya gidecektik. D ve E subelerinin bu karara ne kadar bozuldugunu soylemeye gerek yok. Biz sansli essekler olarak bir suru matematik ve fen dersinden yirtmisligimiz yetmiyormus gibi, calismalardan geri geldigimizde okulun icinde esofmanlarimizla kudurma hakkina da sahip olmustuk.

Anadolu Hisari'nda hani spor akademisinin sahasinda calisacagimiz icin belediyemiz bize bir adet koruklu otobus tahsis etti. Calismalarin ilk gununde biz deli danalar gibi azitarak o otobuslere dolustuk, itis kakis eglenmeye basladik. Pek cok sinif arkadasimin hayatlarindaki ilk (belki de tek) belediye otobusu macerasi, otobus Anadolu Hisari'na donen viraji alirken lunapark kivamina geldi. Koruklu otobusun icinde viraj alirken kim ters yone dogru kosabiliyor yarismasi yaptigimiza gore, henuz yeterince ergen degildik. Arkada otobus hareket halindeyken uzun essek oynamaya calisan arkadaslarim bugun belki buyuyup ciddi adamlar oldular, ama ben onlari unutmadim, unutamam.

Calisma alanina vardigimizda deli gibi sinirlenmis kel bir adamin bizim beden hocasinin uzerine yuruyup kadincagizi azarladigini cok net hatirliyorum. Yok efendim gec kalmisiz da, herkes bizi mi bekleyecekmis de, boyle nasil ornek olacakmisiz bizi televizyondan izleyecek genclige de, disiplin provalardan baslarmis da...bi ton bok. Zavalli hocamiz zaten habire kusuyordu ve bayiliyordu o zamanlar hamile oldugu icin. O sinirle kusmaya kostu, biz de o agzindan kopukler cikan, Badi Ekrem tipli adamin eline kaldik.

Iste o an benim bittigim andir. O gune kadar sag ve solumu ayird etmenin cok onemli bir meleke oldugunu dusunmemistim. Amca bize sagaaa dooonnnn! dedi, ben bir yone dogru dondum, yanimdaki adamla yuz yuze geldim. Neyse, dedim, olur boyle. Doksan tane adamin icinde ben dikkati cekecek degilim ya. Amca biz bu sefer de geriii doonnn! dedi, ben de hemen bir yerlere dondum. Anaa, yine herkesin tersi yondeyim, nasil oldu bu? Adam zaten sinirliydi, benim bulundugum siraya kadar kalabaligi yararak geldi, beni esofmanimdan tutup, bogurmeye basladi. Kizim, dedi bana - ki en nefret ettigim hitap sekli- komik mi saniyorsun kendini? Yoo dedim ben, vallahi bilincli yapmadim ben, oluverdi iste. Amca bu sefer daha da delirip yuzume cemkirdi; Salakmisim, sagimi solumu ayirt edemedigim icin, bu yasa, bu sinifa kadar nasil gelmisim, oymusum ve hatta buymusum. Yerin dibine girdim tabii, kalan seksen dokuz kisinin sirada benim azarlanmami izledigi yetmiyormus gibi, diger okullar da tribunde oturup beni ve deliren bir adami izliyordu. Titrek tirek ozur diledim, ne demeye dilediysem, sonra da bedencimiz kusmaktan geldi, kurtardi beni.

Sonra muhtesem kareografiye uygun hareketleri ogrenmeye basladik. Biz okulcak 'Ulusal Egemenlik Panosu'nda rol aliyorduk bati tarafindan ulkeye saldiran siyah oklar olarak. Dolayisiyla elimizde salak semsiyeler, hulahoplar falan olmadan dumduz ileri ve geriye yurumek, birkac kere de ellerimizi kollarimizi hizla cirpistirma marifetiyle numaramizi tamamliyorduk. Gelin gorun ki, ben ve allahtan bu sefer benimle birlikte birkac dans ozurlu ibis daha, bu basit kareografiyi bes provanin sonunda ogrenerek bedencimizin delirmesine, ustlerinden azar isitmesine, gidip habire kusmasina sebep olduk. Provalarin son haftasina geldigimizde artik yanimdaki adamin bir gorevi de beni kontrol etmekti, simdi bu yana don, su yana don diyerekten.

Sonra, son hafta giysilerimiz geldi. Biz bati cenahindan saldiran hain askerler olarak nispeten karizmatik kiyafetlere konduk: Donem Refah+Dyp koalisyonu donemi oldugu icin ayak bileklerimize kadar siyah tayt, siyah atlet, uzerine de kicimizi kapatan gri, naylondan igrenc bir etek... Yalniz, yanimizda konuslanmis, cennet vatanimizi temsil eden Ar- El kolejinin yesil giysilerini gorunce olaylar cok baska boyutlar aldi. Bizim oglanlardan biri onlara 'hiyarlar' diye isim takti, bu bizim cok hosumuza gitti, onlar cok sinirlendi. Sonucta iki okul da cikan kavganin sonunda cezalandirilarak, turlarca kosmak zorunda kaldi. Olsun, hala hatirliyorum, aynen hiyar rengindeydi kostumleri.

Tuhaf bir sekilde gosteri gunuyle alakali cok fazla sey hatirlamiyorum. Sadece o sabah bedencimiz beni ve birkac kisiyi kenara cekip bu isi elimize yuzumuze bulastirmamizin onu ne kadar etkileyecegini, ona da yazik oldugunu anlatti, hadi goreyim sizi dedi. Biz de, aa dedik, tabii merak etmeyin siz. Vallahi de kivirdik o gun bir sekilde, hata falan yapmadim, pasalar gibi tamamladim gosteriyi. Sonra o zaman bile artik populer olmayan bir Burak Kut gelip, biz gelecegin umudu olan genclere terlerini akita akita sarki soyledi. Kacamadik da, zorunlu oldugumuz icin aci cekerek izledik.

Eve gelip atletimi cikardigimda muthesem bir amele yanigina sahip oldugumu gordum. Bir ay boyunca gunes altinda cesitli giysilerle prova yapa yapa kollarim her boydan tshirt izi ile dolmustu tabii. O gun de atletle saatlerce dolasinca, butun sinifca zebra kadar desenli, saglikli, Turk gencligine yakisir, terbiyeli bir bedene kavustuk. Yasasin 19 Mayis!

20 Mayıs, 2005 08:02, Blogger Koyubeyaz boyle dedi...

Bu 19 Mayis macerani okurken kendi 19 Mayis maceralarim geldi. Oyle cok farkli degil hatta nerdeyse sneinkine tipatip benzeyen maceralar. Tek fark ben 19 Mayisa 3 kere katildim yani anlam veremedigim dunyanin en zevksizlerinin bir araya gelip olusturdugu igrenc kilikla 3 kez hasir nesir oldum. Birincisi ayni senin dedigin gibi tayt, tisort ve igrenc naylon etek, ikicisi yine tayt, tisort, igrenc naylon etek ve ekstradan birde naylon pelerin, ucuncusu ve dahiyane olani naylon etek, naylon uzun kollu body, ve ponponlu pisi pisi ki o eteklerle popomus gosukmeden hareket yapicas diye gobegimiz catlamisti hic unutmam. Yalniz en eglenceli yani Kulelilerle ayni anda prova yapmakti ki bunu tahmin ederseniz. :)))

 
20 Mayıs, 2005 08:51, Blogger MERTCAN boyle dedi...

Aman dikkat, resmi paradikmaya eleştirel bir bakış açısı ile yorum getirmişşin. Sonra takibe alırlar blogunu, görürsün gününü.

Şaka bir tarafa milletimizin birlik ve beraberliğinin cümle aleme böylesine sun'i bir yöntemle sergilemenin bir anlamını bende göremiyorum. Ben göremedim diye seneye bu gösterilerden vazgeçileceğini hiç zannetmiyorum.

Metazori hiçbir etkinliğin gerçek manada istenilen amaca hizmet etmesi mümkün değil, ama bu durum sadece bizde yaşanmıyor. Uzatmayayım bu nev'i etkinlikler az veya çok hemen hemen tüm ülkelerde oluyor, sadece komiklik dereceleri farklı.

Ben İnönü stadında protokol tribününün karşısındaki tribünde , renkli flamalarla yazılar , şekiller meydana getiriyordum. Yani güneşte kalmıyordum. Bu nedenle gösterilerde bir tarafımız yanmadı , açılmadı.

 
20 Mayıs, 2005 11:38, Blogger hsiao ch'u boyle dedi...

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

 
20 Mayıs, 2005 11:41, Blogger hsiao ch'u boyle dedi...

19 Mayıs maceranı okurken bir anda geçmiş günlere gittim, cennet vatanımızn güneyindeki güzel ilimiz antalya'da yaşanmış kendi maceralarımdan da bir kuple anlatayım dedim..bizim antalya koleji'nin de bembeyaz kolsuz bir tişört ve eşofman altından oluşan iğrenç (yivrenç okuyunuz) bir kıyafeti vardı...kızlar ise aynı kıyafetin etekli versiyonunu giyerler idi (geçmiş zaman olur ki)..yeni ergenliğe girmiş veletler olarak bu bayramı brilik ve bütünlük içinde kutlamamız gerekirken, antalya'nın kötü ünlü liselerinden birinin yanında prova yapmamız sebebiyle, "zengin pçleri" vb yorumlara garkolduk, bu yolda nice gazilerimiz oldu, 19 mayıs gençlik ve serbest dövüş bayramı her iki taraftan cengaver (erkek) beden eğitimi öğretmenlerinin müdahalelerine sahne oldu...
diğer yandan hep kavga dövüş mü oldu, nayır tabii ki, provaların yapıldığı sahanın kenarının ağaçlık olması ergen çiflerin tanışma girişimlerine yaradı, o zaman sigara içen arkadaşlar çamların gölgesinde "yorgunluk cuvaraları"nı içtiler..ve dahi uzun eşekler oynandı biteviye genç delişmen bünyelerce..bu uzun eşeklerin lisemiz öğrencilerince kız erkek karışık oynanması etrafımıza çeşitli liselerden seyirci toplanmasına yaradı..
ha 19 mayıs törenleri bana ne kattı derseniz, omzumdan başlayan bir çift güneş yanığı, kulağıma yerleşip kalan iğrenç bir melodi (eşliğinde hareket yaptığımız) ve de sağım ile solumu ayırt etmenin önemi derim (ben de beden öğretmenlerince sol-sağ ayrımı travmasına uğratılmışlardanım, birleşip dernek kuralım)

 
20 Mayıs, 2005 15:57, Blogger YesilErik boyle dedi...

Ben de okurken icimden gecirdim, iyiki katilmisiz biz de okulca bu 19 Mayislara, iyiki piyango bize de vurmus diye. Bizim azginlar bizi prova yapilacak stadyuma goturen belediye otobusunun tutunma direklerinden birini sokmuslerdi yolda. O sicak havalarda beyin sote olusumuzu, o salak etekleri giyince birer nikah sekerine benzeyisimizi unutamam. Bi de ben ve benim gibi bir kac kiz bizim benden hocasinin basinin etini yemistik, n'olur koreografiyi biz yapalim diye, dansciyiz ya.. Adamcagiz da ne desin, olmaz dediydi tabii ki. Ama cok guzel fikirlerimiz vardi. Ne saftorikmisiz yaa..

(Bu arada Koyubeyaz, Kuleli olayi iyiymis hakkaten ;))

 
23 Mayıs, 2005 13:20, Blogger Minik Patikler boyle dedi...

O kadar guldum ki okurken :)

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat