Pazar, Nisan 03, 2005

bi oyle, bi boyle

Son iki saattir aglamaktan icim sisti, burnum patates kadar oldu, gozlerim davul gibi...Ask filmlerinin unutulmaz yonetmeni'ni izledim yine, jenerikten sonuna kadar hungur fosurt zirladim. her izledigimde ne kadar uzucuymus bu film diyorum, bir daha izlemeyiyeyim. Babamla beraber setine gittigimizi hatirliyorum gayet net, dun gibi. Ne kadar kucukmusum halbuki o film varken. Ama yok, bu sefer sondu, bir daha izlemiyecegim.
Ne zaman 80lerin sonu, 90larin basinda Istanbul'da gecen film izlesem inanamiyorum, bu gri, cirkin sehir Istanbul mu diye, niye ben oyle cirkin hatirlamiyorum acaba? Ben cocukken Nisantasi- Sisli eni konu cirkin, izbe, dokuntu yerlerdi, sadece toptancilarin dukkanlari olurdu, bir de yasli insanlar, metresler falan otururdu(annemin dedigine gore) yine de ne sokaklari o kadar pis, ne de etrafi o kadar gri hatirliyorum. Hakikaten insanlar boyle rukus muydu yani? Inanmak cok guc vallahi.
Haftasonu tum insanliktan nefret etme ruh hali icindeydim cogunlukla. Dun hava gunesli oldugu icin tum Alman gencligi koyumuze akin etmis vaziyetteydi. Her kosebasinda igrenc bir ot kokusu, avaz avaz anirarak gulen gerizekali Alman milleti...Ay dedim, geberin e mi (midem bulaniyordu o sirada, koku tuz biber ekti) Iki adim daha yuruyunce pazar yerinde bunlarin aile kurmus modelleri igrenc veletlerini o kalabaligi takmadan yavas yavas yurutmeye calisiyor, pusetlerini ayagimin uzerinden gecirmeye calisiyordu. Ya sabir dedim, ya sabir...Son bir de pazarin ennnn kalabalik oldugu noktada bir araya gelmis, domates fiyatlarini tartisan, elinde o cekcekli pazar arabalari olan carsafli Turk teyzeler, ayilar gibi omuz atip ozur bile dilemeyen Turk amcalar vardi ki, o noktada pazar yerini kosarak terk ettim, marketten alisveris yaptim. Sanirim havalar boyle guzel giderse gelecek Kasim ayina kadar gitmeyecegim pazara. Ya da insanlarla gecinmeyi ogrenip bir daha deneyecegim sansimi. Her halukarda dun uygun ruh halinde degildim, daha cok seri katil olmaya yatkindim. Gereksiz yere yiprattim kendimi disariya cikarak.
Eve gelip aksamustu dortte yataga girdim, butun gece de hic cikmadim. Hic bir sey yapmak istemedi canim. Arada Koray uc kere aradi, (bugun de aradi, etti dort) cok tuhaf bir sekilde oradaki hayatindan memnun gorunuyor. Oyle sacmaymis ki durum kendi haline bakip egleniyor olmali. Uzun zamandir sesini boyle neseli duymamistim, ya ben uzulmeyeyim diye numara yapiyor, ya da gercekten komik bir yer orasi. Ne yazik ki hala dus yapamamis, yarin artik delirmeye baslar sanirim, o gunde iki kere dus alir cunku. Belki de kogus hayati koku alma duygusunu gecici olarak felce ugratmistir.
Bugun Bahreyn GPsini izlerken hayatimda ilk defa yemek yaktim, nasil utandim anlatamam. Ben hic boyle salakliklar yapmam, kendi elimi yakaraim mesela ama yemek yakmisligim vaki degildir. Neyse, tencereyi degistirerek falan biraz toparladim ama kendi asciligima inancim sarsildi. Zaten rejim yapmaya calisirken yemek pisirmenin hic bir zevki yok. Ben pirinc krakerleri (tanesi 7 kalori) ve kereviz sapiyla (sindirirken yediginden cok kalori harciyorsun)yasayayim en iyisi.
Dun geceden beri toplam 16 saat uyudum, acaba bu gece nasil uyuyacagim da yarin okula gidecegim cok merak ediyorum. Tezim konusunda olaganustu hal durumuna geciyorum yarindan itibaren, yoksa bitmeyecek. Acaba tez ve odev lafi duymadan bir tane nisan-mayis gecirecek miyim hic?

03 Nisan, 2005 20:52, Blogger nikita boyle dedi...

bahsettiğin hangi film?

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat