Perşembe, Kasım 25, 2004

gronau, lab

sabahin korunde vera ilen bulustum, gronauya gitmek icin, onun eczaneye gitmesi gerekiyordu, ben de bize zorla sattiklari kombine bileti kullanamadigim icin sinir olmustum, hazir firsat varken gittim. cok tuhaf bisey, eczanede bir dunya turkce brosur vardi, dogum konrolu, bitlenme ve demir eksikligi uzerine. bir sekilde orada kendilerine bir dunya kuran turkler, herhalde almanca ogrenmeye asla zahmet etmiyor ki boyle seyler olabiliyor.
sonra noel icin suslenmis vitrinlere baktik, hava cok cok soguktu, donuktu her yer, ama biz yine de oyalandik. cok guzel el orgusu geyik heykelleri vardi bir de bir suru guzel kitap, hediye edilmek icin olanlardan hani, piril kapakli, agir.
gronauya daha evvel gittigimde turk marketi bollugundan gozum donmustu, bugun biri - en buyugu- haric hepsi kapaliydi, her ne hikmetse. bu gittigimiz yerde rus mallari da satiliyor, dolayisiyla vera da mutlu oluyor, bana bir ton sey anlatti mallari gosterip. cay aldik, zeytin aldim, tam kasaya dogru gittik ki, anaaa!! ulker cikolatali gofret vardi! cokomel de vardi! hemmen aldik tabii, ulker urunleri zamaninda rusyada bol bulunuyormus, cocuklugumuzu yad ettik beraber. Turbo sakizlar vardi ben cocukken, icindeki araba resimlerini biriktirip takas ederdik, onlarda da varmis. neselendim ben de, salakca bir sekilde. zamaninda ayni sakizi cignedigin birine yakinlik duymak salakca bisey. neyse. bi de yanimizda bir cocuk oturuyordu trende, essek kadar bir joint imal etti, trenden iner inmez de icmeye basladi. bir turlu alisamiyorum boyle seylere, bir gun gozumu dikip baktigim icin dayak yiyecem korkarim.
sonra okula geldik, ogle yemegi, ardindan ders, ama adamcagiz yazacagimiz odevlerden bahsetmeyi tercih etti. ben daha evvel ne yazacagimi dusunmemistim ama yumurta- kapi efekti ile sira bana gelmeden bir konu buldum, adam begendi bile. simdi turkiyeye gittigimde bir ton daha kitap fotokopi getirmem gerekecek ama olsun. dersten ciktigimdan beri ise kutuphanedeyim, yazmaya cabaliyorum, etraf cok gurultulu ama. az evvel arkamdaki masadaki ispanyol cocuk olmayan ingilizcesi ile yandaki hollandali kiza asilmaya calisti, muvaffak olamadi, kalkti gitti. yazik.
yaklasik elli dakika sonra yeni hollandaca dersim var, bakalim hic ilerleme gosterdim mi bu hafta icinde, gorecegim. bazen birseyler anliyorum ve cok seviniyorum. keske daha kolay bir dil olsaydi, utanmadan konusacagim, telaffuz edecegim bir sey.

26 Kasım, 2004 10:53, Blogger quentins boyle dedi...

Geçen sene ara tatilde Almanya'dan Hollanda'ya gittiğimde, dilleri acayip hoşuma gitmişti. Malum, İngilizce ve Almanca'nın karışımı bir dil olduğu için, birileri konuştuğunda ve ben anladığımda çocukça mutlu oluyordum, komikti :) ama esas kolay olanı tabii konuşulanları anlamaktan çok, yazılanları anlamaktı...

 

sen de yorum yaz

yorumlari kapat